• 03125036369
  • drpinarkocyigit@gmail.com

Category ArchiveHOMEOPATİ

HOMEOPATİ

       Homeopati, zıtlıklar teorisi üzerine kurulmuş klasik tıbbın aksine, benzerlikler teorisi üzerine kurulmuştur. Buradan yola çıkarak bedenin kendi doktorunun zaten var olduğunu düşünmek yanlış olmaz.  Homeopati bedenin doktorunun yinekendisi olması için bedene nasıl tedavi edeceğini öğretmesi şeklindedir. Bilinmesi gereken diğer bir önemli husus ise her bedenin hastalık etkenine farklı yanıt vermesidir. Bu nedenle her beden kensini iyileştiriken farklı davranır. Homeopat doktor bu farklılığı ortaya çıkarıp, bedenin kendisini doğru tedavi etmesini sağlar. Kullanılan ilaçlar tamamen zararsızdır ve klasik tıp ilaçları ile birlikte kullanılabilir. Homeopati hemen tüm rahatsızlıklar için kullanılabilir.

Homeopati, ‘benzeri benzer ile tedavi etme’ (similia similibus currentur) prensibine dayanır. Hastalık belirtileri aslında, hastalık ile savaşan vücutta meydana gelen değişikliklerdir. Klasik tıp bu belirtileri ortadan kaldırmaya çalışır; öksürüğü keser, ateşi düşürür, ağrıyı dindirir.. Homeopati ise belirtileri olduğu gibi ele alır, vücudun savunma sistemine dair işaretler olarak görür, bastırmaya çalışmaz ve hastalığın başka bir düzlemde olduğunu savunur

Samuel Hahnemann tarafından keşfedilen homeopati 19. yy’dan beri benzerlik kanununa uygun şekilde uygulanmaktadır. Bununla birlikte homeopati, klasik tıp uygulamalarının aksine birçok farklı yaklaşımla sergilenebilmektedir. Bu durum sadece her homeopatın kendine has bir yöntem çizmesiyle sınırlı olmayıp, her hastalık durumunun da kendine has homeopatik yaklaşım gerektirmesi gerçeğini ortaya koymaktadır.

Çoğu vakada kişinin hastalığı nedeni ile ihtiyaç duyduğu remedinin(homeopatik ilacın) sadece hastalık totalitesine uygun olmadığı, kişinin karakter yapısının ve hatta fiziksel özelliklerinin de bu ihtiyaç duyduğu remediye has özellikler taşıdığı gözlemlenmiştir..

Akut vakalarda kişinin yapısal (kronik) ilacının haricinde yüksek seçicilikteki remedilere de ihtiyaç duyulmaktadır. Bu akut vakalardaki remediler çoğu kez, kişinin fiziksel – duygusal –mental yapısından uzak teşhis edilmektedir.

                                                  KANSER

Kanser durumuna bakıldığında, kişi halen kendine has duygusal ve mental yapısal özellikler barındırmasına rağmen, aynı akut hastalıklarda olduğu gibi yapısal durumun dışında bir yön çizmektedir. Başka bir açıdan söylendiğinde; kişinin yapısal durumunun kanser gelişiminde bir panik atak, bir mide ülseri yada bir kronik idrar yolu iltihabı gibi majör rol oynamadığını görülür. Bunun nedeni hastalıkların homeopatik sınıflamadaki gerçek hastalık kategorisinden farklı olmasıdır. 

Kanser hastalığının seyri ve müdahale etme süresinin kısalığı, klasik homeopatinin olmazsa olmazlarından olan, “bekle ve gör”(homeopatik yaklaşım) prensibini uygulanmasını riskli hale getirmektedir. Bu nedenle kanser tedavisinde homeopatik yaklaşım, kanserin homeopatlara yol göstermesi değil homeopatik tedavinin kansere yol göstermesini sağlamak şeklinde olması daha uygun gözükmektedir.

Homeopatik tedavinin klasik tıp kanser tedavisine eklenmesi yarar sağlayabilir. Bununla birlikte klasik tıp ile kanser tedavisinin getirdiği bedensel bitkinlik minimalize edilebilir. Ayrıca kansere bağlı, özellikle ileri evrelerde, ağrı tedavisinde ciddi bir yardımcı olabilir. Homeopati kanser tedavisinde tek başına yeterli değildir. Kişinin bedensel gücünü arttırabilmek adına yardımcı olarak uygulanabilir. 

Kanser tedavisinde, belkide en önemli olan en kısa zamanda homeopatik tedaviye klasik tıp ile beraber başlamaktır. Bedenin yaşam gücü kritik seviyenin üzerinde iken uygulanan homeopatik tedavinin etkinliği çok daha fazla olacaktır.

                Homeopati Kişiye Özel ve Bütüncül Bir Tedavi Şeklidir ve

                    Tüm Hastalıklarda Rahatlıkla Kullanılabilir

Remedi; Homeopatik ilacın genel ismidir.

Herkesin DNA sarmalı kendine özgüdür ve bu sarmal kişinin fiziksel ve psişik özelliklerini belirler. Homeopatide her hasta için tamamıyla doğal maddelerden (bitkiler, mineraller, organik ürünler, doku ekstreleri..) tek bir ilaç (remedi) hazırlanır. Homeopatik remediler sağlıklı kişilerde hastalığa özgü belirtiler oluştururken, hastalarda iyileşme aracı olur. Her remedi, bireye özgü belirtiler bütününe etki eder, çünkü her insanın vücudu ve hastalığı kendisine özgü belirtiler gösterir(hastalık yoktur, hasta vardır). Remediler maddelerin enerji verici özelliklerinden faydalanarak vücuttaki uyum ve dengeyi tekrar sağlar, savunma ve iyileşme sistemlerini güçlendirir; bir başka deyişle kişinin ‘yaşama gücünü’ harekete geçirir. Remediler hastanın kendi gücüyle çalıştığı için yan etkisizdir; bebeklerde, hamilelerde ve yaşlılarda güvenle kullanılabilir. Homeopati hücre düzeyinde çalışır ve tüm bu etkileri ile iyi bir anamnez- tecrübe ile tüm hastalıklarda iyileşme görülebilir.

Doğal Hastalık – Doğal İyileşme

Homeopatide kullanılan Arnica, Veratrum, Lycopodium gibi bazı bitkiler Fitoterapi’de; belladona, kinin gibi bazı ilaç hammaddeleri klasik tıpta kullanılır. Homeopatik ilaçlar bu maddelerin enerjilerini açığa çıkaran ‘potansizasyon’ yöntemiyle hazırlanır. Bu ilaçlar ileri derecede sulandırılır ve mekanik enerjiye tabi tutulur.
Homeopatik ilaçların iyileştirme süreci, hastalıkların kendiliğinden iyileşme sürecine benzer. Önce kişide hastalığın bütün belirtileri görülür. Homeopatik ilaç alındıktan sonra hastalık belirtilerinde bir artış gözlemelenebilir(alevlenme, ilk kötüleşme) sonra tam bir iyilik hali gelir. Homeopatiden her türlü fiziksel rahatsızlıkta, ciddi kronik hastalıklarda, ruhsal bozukluklarda faydalanılabilir.