• 03125036369
  • drpinarkocyigit@gmail.com

ilaçsız kanser tedavisi etiket arşivi

KANSER

Bu zorlu süreçte Kişiye özel beslenme, Fitoterapi, Homeopati, Akupunktur, Elektro akupunktur, Detoks, Fonksiyonel Tıp, Ozon Terapi uygulamaları ile destekleyici tedavileriniz yapılabilmektedir.

Kanser Tedavisi Destekleyici Tedaviler

Kemoterapi almak istemiyorum yada kemoterapi ile birlikte destekleyici tedaviler almak istiyorum diyorsanız;

Homeopati ülkemide yeni yeni uygulanmaya başlanmıştır, lütfen yazının tamamını okuyun ve iletişime geçin

SIRASIYLA

Besinler, Fitoterapi, Homeopati aşağıda anlatılacak olup tedaviye bir bütünün parçalarını tamamlama şeklinde hareket ederek ivedi başlanmalıdır. Kemoterapi ilaçları ile beraber yapılabilen işlemler ve tedaviler olduğu gibi kemoterapiden sonra verilebilecek olanlar ya da hiç kemoterapi ilaçlarını istemeyen kanser hastalarına uygulanacak kür ve yöntemlerle nasıl hangi adımlar atılabilir iyi bir muayeneden sonra başlanılabilmektedir.

Yeşil-Kırmızı-Turuncu besinler, Mantarlardan nasıl faydalanırız.

Mantarlar

Hericium, Maitake, Shii-TakeAuricularia  mantarları ile tümör yükü alınmış kanser hastalarında immün sistem güçlendirilirken tümör gelişimi durdurmaya yardımcı olur. İlgili bilgiler MÖ. yıllara dayanmaktadır.

Deniz Yosunları, kahverengi yosunlar

İçeriğindeki doğal bileşenler, sitotoksik T lenfositleri ve doğal öldürücü hücrelerin aktivite ve sayılarını arttırır,kansere karşı savunma ve yok etme sistemini güçlendirmeye yardımcı olur. 

Ascophyllum Nodosum’un ana olarak güçlü bir prebiotik, omega-3 ve çinko deposu ve zengin bir antioksidan çeşitliliğine sahiptir. Bu özellikler başlı başına kanser ile mücadelede önemli yardımcı etmenler. Bu özelliklerin yanında uzmanlar, içerisinde bulunan çeşitli bileşikler dolayısıyla, Ascophyllum Nodosum’un antikanserojen özelliği üzerinde yoğunlaşmaya başladılar. Bu bileşiklerden başlıcalarını ve üzerinde yapılan çalışmalardan bazılarını kısaca şöyle özetleyebilriz

Fukoksantin

Fukoksantin, çok sayıda moleküler ve hücresel işlemi etkileyen bir bir karetenoid pigementtir. Kanser hücreleri üzerinde güçlü etkiler yapabildiği ve yerleşmiş sitotoksik ilaçlarla birlikte sinerjik aktivite gösterebildiği gözlemlenmiştir. Bu, kanserin çeşitli türleri için ilginç bir anti-kanser bileşiği olabileceği ihtimalini arttırıyor.

Fucoidan

Ascophyllum Nodosum’dan alınan fucoidan üzerinde yapılan çalışmalar kanser tedavisinde kemoterapötik ajanlarla kombine edilebilen etkinliği ile ilgili potansiyeli vurgulamaktadır.

Ascophyllan

Kahverengi alga Ascophyllum Nodosum’dan izole edilen sülfatlanmış polisakkarittir. Uzmanlar Ascophyllan’ın kanseri önleyici ve tedavi edici etkileri üzerinde yaptıkları çalışmalardan etkileyeci sonuçlar elde ettiklerini belirtiyorlar.

Polifenoller

Algal polifenoller karasal bitki polifenollerinden farklıdır. Karasal bitkilerden polifenoller gallik ve elagik asitten türetilirken, alg polifenolleri, kloroglisin birimlerinden türetilmiştir. Çok geniş bir yelpazede potansiyel biyolojik aktivite sağlayan son derece heterojen bir molekül grubu oluştururlar. Yapılan çalışmalar polifenollerin vücuttaki radikalleri temizlemede üstün yetenekleri olduğunu göstermiştir.

Fitoterapide

EN ÇOK KULLANILAN BİTKİLER
Brokoli filizi: En güçlü ve doğal antikanser sulforafanı içerir. Kanser kök hücreleri ile çeşitli kanser hücrelerinin öldürülmesi ve ilaçların etkisinin artırılmasında çok yararlıdır. 

Çin geveni: Bağışıklık sisteminin uyarılması ve kanser tedavisinin başarısının artırılması konusunda yararlanılır.  

Koenzim Q10: Kanser tedavisinin başarısının artrılması ve kalbin korunmasında etkilidir.  

Reishi mantarı: Bağışıklık sisteminin uyarılması, kanser hücrelerinin öldürülmesi, aşı, kemoterapi ve akıllı ilaçların etkinliğinin artırılması ile yan etkilerin azaltılmasında faydalıdır.  

Yeşil çay: Çeşitli kanser hücrelerinin öldürülmesi ve ilaçların etkisinin artırılması gibi özellikleri vardır.  

Çörekotu yağı: Kanser hücrelerinin öldürülmesi, kanser ilaçlarının etkinliğinin artırılması, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarının korunması amaçlı kullanılır.

Zerdeçal: Kanser kök hücrelerinin öldürülmesi, kanser ilaçlarının etkisinin artırılması türü özellikleri bulunur. Zerdeçal ekstraktlarının emilimi artırılması için kara biber ekstraktıyla beraber kullanılması gereklidir.

KIRMIZI -MOR BESİNLER

Kırmızı-mor renkteki besinler, yüksek antioksidan kapasitesiyle kanserden korumaya yardımcıdır. Çalışmalar, kırmızı meyvelerde bulunan antioksidan öğelerin özellikle kolon kanseri üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. İçeriklerindeki ellajic asit ve polifenoller, tümör hücrelerinin büyümesini yavaşlatıcı etki gösteriyor. Bu nedenle diyette, tek bir besine bağlı kalmadan renkli ve çeşitli beslenme önemlidir. Kırmızı besinler, günlük beslenmemizde bulunması gereken faydalı besinlerdir. Renkli ve sağlıklı bir diyetin en önemli renklerinden biri olan kırmızı sebze ve meyveler, kırmızı rengini ‘likopen’ ve ‘antosiyanin’ olarak adlandırılan doğal pigmentlerden alırlar. Domates, greyfurt, karpuz, nar, kuşburnu, şalgam, kırmızı pancar gibi kırmızı besinlerde bulunan likopen, pek çok kanser türüne karşı koruyucu güçlü bir antioksidandır . Ayrıca karpuzun beyaz ksımıda ayrı bir özel değerdir, yapıtaşları için gerekli olup yenmesi çok faydalıdır.

YEŞİL BESİNLER

Yeşil çay, brokoli, brokoli filizi, brüksel lahanası, enginar, kuşkonmaz, TAZE sarımsak, kereviz sapı.

Omega 3 kaynakları, D vitamini ve probiyotiklerde unutulmamalıdır; Hamsi, istavrit gibi yüzey balıkları iyi bir omega-3 kaynağı olurken, kefir tüketimi probiyotikleri artırır güneşlenmek ve dil altı alınan D vitaminleri günlük ihtiyaçlarımızı karşılar.

TURUNCU (turuncu ve sarı) BESİNLER

Zerdeçal, Trabzon hurması, Doğal Somon balığı, ceviz, balkabağı, havuç, Limon, greyfurt, MANGO


HANGİ KANSERE HANGİ BİTKİ VERMELİYİZ BERABER KARAR VERECEĞİZ !

Bazı bitkilerin hemen her kanserde tedaviye yardımcı yönleri olduğu belirtiliyor. “Bitkisel desteklerin kaliteli ve standardize ekstraktlar (özütler) arasından seçilmesi gerek. Böylece daha etkili ve güvenli destek sağlamak mümkün olur” diyor.

Yemekler az ve yavaş yenmeli karbonhidrat alımı en düşük seviyeye getirilmelidir.

Akciğer kanseri: Çin geveni, çörekotu, ışgın, reishi mantarı, yeşil çay, zencefil, zerdeçal / karabiber ikilisi, zeytin yaprağı. 

Kalınbağırsak kanseri: Akgünlük, brokoli filizi, çemen otu, çörekotu, deve dikeni, ginkgo biloba, karahindiba, reishi mantarı, yeşil çay, zencefil, zerdeçal.

Meme kanseri: Akgünlük, brokoli filizi, karahindiba, ökseotu, pelinotu, reishi mantarı, yeşil çay, zencefil, zerdeçal / karabiber ikilisi, zeytin yaprağı.

Lösemi :
greyfurt, portakal, maydanoz, soğan, çay, nar, papatya, buğday filizi, bitkisel kökenli içecekler fayda verebilmektedir.

Homeopatik tedaviler kişiye özel anamnez alınarak belirlenir.

Bu homeopatik tedavi ürünleri Almanya ve Avusturya’dan temin edilirken, 2018 yılından itibaren Schüssler Tuzları Ülkemizde’de bulunmaktadır.

OZON TEDAVİSİ

Son yıllarda özellikle ülkemizde hastalıkların tedavisinde rutin yöntemlere yardımcı olarak tercih edilen ozon terapisi, oksijenin ‌tri atomik ve kararsız bir formu olan ozon (O3) kullanılarak uygulanır. Oksijen terapisi olarak da adlandırılan bu tedavi; deri hastalıklarından enfeksiyon hastalıklarına, parazitlerden virüslere karşı ve derin akne tedavilerinde, zayıflamada yağ tabakasını kırıcı olarak kozmetolojide birçok durumda hekimlerin önerileri doğrultusunda tedavi sürecine girmiştir.

Gözlemlediğim bilgiler ışığında Almanya ve Rusya’da çok sıklıkla başvurulan bir yöntem olup kullanımı da bir o kadar eskiye dayanmaktadır.

Ozon tedavisi nedir?

Oksijenli solunum yapan tüm canlılar için oksijen, hayati bir önem taşır. Oksijen, tıpta tedavi amacıyla iki farklı yöntemle kullanılabilir. Bunlardan ilki olan ‌normobarik oksijen, özellikle hastane kliniklerinde solunum güçlüğünün yaşandığı akut durumlar veya ‌KOAH hastası bireylerde kullanılan oksijen tedavisidir. İkincisi, yani ‌hiperbarik oksijen ise atmosferden çok daha yüksek bir basınç altında ve yüzde yüz oranında oksijen içeren ortamlarda uygulanan tedavi yöntemidir. Normalde havada yaklaşık olarak %21 oranında oksijen bulunur. Ozon terapisi esnasında yüksek basınç altında yüzde yüze kadar çıkarılan oksijen oranı sayesinde plazma içerisinde çözünen oksijen miktarı arttığından çevre dokulara ulaşan oksijen de artar. Bu sayede damar hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığın tedavisi mümkün hale gelir.

Ozon tedavisi hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır?

Oksijen terapisi veya diğer adı ile ozon tedavisi, birçok hastalıkta yardımcı tedavi yöntemi olarak sıklıkla tercih edilmektedir. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:

Dolaşım Bozuklukları

Ozon tedavisinin en sık kullanıldığı hastalık, dolaşım bozukluklarıdır. Özellikle diyabet hastası bireylerde görülen ayak bölgesinde uyuşma, karıncalanma, üşüme ve ağrı gibi rahatsız edici sorunlar hastalığın yol açtığı dolaşım bozukluğundan kaynaklanır. Bu hastalarda dolaşım bozukluğunun yol açtığı etkiler ‌hiperbarik oksijen tedavisi ile büyük oranda önlenebilmektedir.

Kanser

Kanser hastalarında tamamlayıcı tedavi olarak tercih edilebilen yöntemlerden bir tanesi ozon tedavisidir. Bağışıklık sisteminin ‌aktivasyonunu artıran ve kanserle savaşan hücrelerin üretimini destekleyen oksijen terapisi, vücudun genel direncine olumlu yönde katkı sağlayarak kanser tedavisine yardımcı olur. Aynı zamanda zindelik vermesi sebebiyle kemoterapinin olumsuz etkilerinin azaltılmasında da önemli rol oynar.

Göz Hastalıkları

Özellikle yaşlılığa bağlı olarak damarların yapısında meydana gelen bozulmalar sonucu optik sinirler ve retinada hasarlar oluşur, bu da göz hastalıklarına sebebiyet verir. Bu gibi durumlarda uygulanan ozon tedavisi, dolaşımdaki aksaklıkların önüne geçilmesine yardımcı olur.

Bakteri ve Mantar Enfeksiyonları

Mantar ve bakterilerin üremesini engelleyici özelliği sebebiyle uzun süredir suların arıtılmasında kullanılan ozon, bu ajanların sebep olduğu hastalıkların tedavisinde de başarıyla uygulanmaktadır. Özellikle ayak bölgesinde oluşan mantar hastalığında oksijen tedavisi uygulanarak inatçı enfeksiyonların önüne geçilmesi mümkün olabilmektedir.

Yukarıda belirtilen hastalıkların haricinde oksijen terapisi; romatizma, artrit, yatak yaraları, kolit ve ‌proktitis gibi bağırsak enfeksiyonları, vurgun, ‌herpes ‌simplex ve ‌herpes ‌zoster virüslerinin sebep olduğu hastalıklar ve karaciğer ‌enflamasyonları gibi birçok hastalığın tedavisinde tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Ayrıca ‌anti-aging olarak da bilinen yaşlanma karşıtı bazı terapilerde de ozondan yararlanmak mümkündür.

Ozon tedavisinin faydaları ve zararları nelerdir?

Ozon tedavisi, dokulara ulaşan oksijen miktarının büyük ölçüde arttırılmasını sağlaması sebebiyle tıbbın birçok farklı alanında tercih edilmektedir. Hekimin önerileri doğrultusunda uygulandığı takdirde rutin tıbbi tedavinin sonuçlarına herhangi bir etkisinin bulunmaması bu tedavi yönteminin en büyük artılarından bir tanesidir. Medikal ozon, uygun şekilde uygulandığı takdirde etkili, pratik, hızlı, tamamen güvenli ve ucuz bir tedavi türüdür.

Ozon terapisi uygulamasının yapıldığı ortamlarda oksijenin yanıcı bir element olduğu göz önünde bulundurularak gerekli önlemler alınmalıdır. Tedavinin en önemli riski akciğerlerde temiz hava ile kirli hava değişiminin yeterli oranda yapılamaması durumuna bağlı olarak kan plazmasında karbondioksit oranının artmasıdır.

Nihayetinde ozon tedavisi, alanında uzman hekimlerce (sertifikalandırılmış) birçok hastalığın tedavisinde başarı oranını arttıran, yan etkileri oldukça sınırlı olan ve tüm yaş gruplarında güvenle uygulanabilen ülkemiz için yenilikçi ve tamamlayıcı bir tedavi yöntemidir.

Translate »