• 03125036369
  • drpinarkocyigit@gmail.com

Yazar arşivi

Schüssler Tuzları- Alman Doktor Dr. Schüssler

1873 yılında bir Alman biyokimyacı doktor Schuessler tarafından 12 hücre tuzu, tanındı ve kategorize edildi. O,  vücudun ihtiyaç duyduğu bazı önemli minerallerin, kendi hücrelerinin tümünde, uygun bir denge içinde olduğunu çok ilginç bir hikaye ile bulmuştu. Bir dengesizlik veya bu minerallerin herhangi birinin eksikliği, dokularda hastalığa yol açabiliyordu. Dokulara eksik minerallerin takviye edilmesi dengesizliği düzelttiğinden, hastalık da ortadan kalkıyordu. Bu, görünüşte oldukça basit olan tedavi sistemi, genel sağlık üzerinde pratik bir uygulama alanına sahiptir. Hücre-tuzu terapisi olarak adlandırılan bu tedavi de, vücudun eksikliğini duyduğu ve istediklerinin ona eklenmesi esasını taşıdığından, baş gösteren hastalıkları ilaçlar ve diğer kimyasal maddeler ile baskılamanın aksine, oldukça önem taşırlar. İlaçlar, eksik olan hücre besinlerini yerine geri koymazlar, onun yerine eninde sonunda sorunu yoğunlaştıracak  zararlı kimyasalları vücuda sokarak sizi kısır döngüye sokarlar ve tam bir iyileşme sürecine giremeyabilirsiniz, oysa Schüssler Tuzları ile bu durum yeterli sürede tam bir çözüme kavuşabilir.

Schüssler Tuzları Nedir?

Schüssler Tuzları’nın çoğu, homeopatik potansiyele sahiptir, maddenin anlık etkinliğini büyük bir etkiye çevirirler. Potensiyalizasyon süreci, maddenin temel enerjisini yükseltirken, aynı zamanda dozaj miktarını azaltır. İçerisinde çok çok az madde vardır önemli olan bunları hücre içerisine girerek işlevsellik kazanmasıdır
Dr. Schussler, yakılmış insan bedenlerini inceleyerek, toplam kalıntıların, 12 temel maddeden oluştuğunu bulmuştu. Bu bulgulardan itibaren Schussler, yanmış dokulardan arta kalan 12 tuzun – ki şimdi adı doku tuzu olarak kaydedilmiştir.
Kişi, bu 12 tuzdan her hangi birinin eksikliğini yaşadığında hastalık meydana geliyordu. Schussler, bu çeşitli hastalıkların tedavi edilmesi için, hastaların tuzları genel olarak ağızda eritilerek alınmasını öneriyordu. İnancı, tuzların hücrelere gerekli besini sağladığı yönündeydi. Hücre beslenme yeterli gelirse, hücre metabolizması normale dönerek ve vücut sağlıklı olacaktır.
Günümüzde, Schussler’in kullandığı hücre tuzlarının kendilerinin doğrudan besin takviyeleri olmadığını anlamış bulunuyoruz. Hazırlanmasında D6-D12 gibi belirtilen homeopatik dozaj prensipleri geçerlidir. Tuz kullanımının seçimi genel olarak Yüz Okumasına göre yapılır.

YÜZ OKUMANIZ NASIL YAPILIR

Dr. Schüssler tuzları 12 mineralden oluşan ayrıştırılmış mineral tuzlardan oluşuyor. Hücrenin işletim fonksiyonlarının düzenlenmesi açısından ihtiyaç duyduğu minerallerin karşılanması ile vücutta meydana gelen deformasyonların önüne geçerek iyileştirilmesini mümkün kılmaktadır. Fakat öncelikle yapılacak yüz okuma ile vücudunuzun hangi minerale ihtiyaç duyduğunun belirlenmesi gerekir. Bunun sebebi zaman içerisinde eksilen maddelerin yüz üzerinde çeşitli algoritmalar ile belirti vermesidir. Ayrıca bu eksiklikler ileride karşılaşabileceğiniz hastalıkların ön habercileri olduğundan yüzden teşhis olarak da adlandırılmaktadır. Yüz okuma ile yapılacak tespitler ve Schüssler tuz kullanımı iyi Tıp bilgisi ile beraber homeopati ve yüz okuma bilgisi gerektirdiğinden bu konuda yetkili ve bilgili doktorlar tarafından yapılması önem arz eder.

Ayrıca kimyasal ürün olmadığı için yan etkisi bulunmadığı gibi doku tuzları olarak adlandırılırlar. Bu doku tuzlarının kullanımı mutlaka ilgili hekim tavsiye ve önerileri doğrultusunda yüz analizinin ardından gerekli görülmesi halinde kullanılmalıdır.

1-Calcium floratum D12

Kalsiyum Fluoratum, bağ dokusu, bağ ve tendonların elastikiyetini yükseltmesi yanı sıra, kemiklerin ve dişlerin sıkılığını artırır. Varis destekleyici tedavinin yanı sıra, kas ve bağ yaralanmaları ve suşları için uygundur.

2- Calcium phosphoratum D 6

Kalsiyum Fosforikum, kemik ve dişlerin büyümesini ve iyileşme süreçlerini destekler. Kırıklar ve osteoporoz tedavisinde de yardımcıdır.

3- Ferrum Fosforikum

Ferrum Fosforikum, tüm enfeksiyonların ilk aşamalarında büyük bir yardımcıdır. Akut enflamasyon, ateş vakaları, taze yaralar, kesik ve dikişler, birinci derece yanıklar için uygundur.

4- Kalium chloratum

Kalium chloratum, rinit, bronşit, gastrit, kolit ve sistit gibi tüm mukus iltihaplanmalarında yardımcıdır. Özelliğin hastalığın dışarı sızma gibi net semptomları gösterdiği, enflamasyonun ikinci evresinde etkilidir.

5- Kalium Fosforikum

Kalium Fosforikum,  zihnin dengeli bir hal içinde olmasına yardımcı olur ve sinir sistemini dengeler. Zihinsel, duygusal, fiziksel yorgunluk ve halsizlik tedavisinde destekleyicidir. Depresyon tedavisinde etkindir.

6- Kalium sulfuricum

Kalium sulfuricum, kronik iltihapları ve kronik cilt bozuklukları gidermek için yardımcıdır. Yavaş iyileşen yaralarda, boğaz, konjonktiva ve burun gibi mukoza iltihaplarının iyileşme sürecini destekler.

7- Magnezyum Fosforikum

Magnezyum Fosforikum, sık karşılaşılan kramp ve kas spazmları tedavisinde etkilidir. Kas ağrısı, adet ağrıları, gastrointestinal sistemdeki ağrılı spazmlar, boyun veya omuzdaki olası gerilimler tedavilerinde destekleyicidir.

8- Natrium chloratum

Natrium chloratum, vücut sıvılarının dengesini düzenler. İshal veya kusma gibi gastrointestinal şikayetlerde yardımcıdır.

9- Natrium Fosforikum

Natrium fosforikum, asit-baz dengesini düzenler ve hiperasidite tedavisinde etkilidir. Genel olarak metabolizmaya yardımcı olur ve yağ açısından zengin gıdalar ve asit reflü sindirimindeki hazımsızlık, mide gazı ve bozuklukları gibi sindirim şikayetlerinde destekleyicidir.

10- Natrium sulfuricum

Natrium sulfuricum genel detoksifikasyon işlemleri ve sıvı atılımını destekler. Aşırı doku sıvıları salgılanmasında yardımcı olur ve karaciğer fonksiyonunu destekler.

11- Silicea

Silicea saç ve tırnakların elastikiyetini ve sıkılığını korumaya yardımcı olur. Kırılgan saçlar ve tırnaklar, saç dökülmesi ya da düzensiz tırnak büyümesi durumunda etkilidir. Silicea, elastikiyetini artırarak deri ve bağ dokusu güçlendirir.

12- Kalsiyum sulfuricum

Kalsiyum sulfuricum’un anti-inflamatuar bir etkisi vardır ve hücrelerin büyümesini destekler. Apse, sivilce, püstül ve pürülan süreçleri durumunda yararlıdır.

Daha sonradan ek tuzlar da çıkmış olup bunların Almanya gibi bazı Avrupa ülkeleri ve Amerikadan temin edilerek kullanımı mümkündür Halen Ülkemizde temini mümkün olmamaktadır. Örn Schüssler Salze No: 18 (Calcium sulfuratum) bizim hem zayıflattığımız hastalarımızda hemde normal detoks süreçlerimizde bir ara dönemde kullandığımız önemli bir tuzdur Yurtdışından temini ile kullanılabilmektedir.

Korona aşılarından önce ve sonra aşının olumsuz etkilerine karşı bir süre Kullandığımız Schüssler Salze No: 4 ( Kalium chloratum )ülkemizde 2 farklı firmanın ürününden temin edilebilmektedir. Doğru ürünü doğru zaman ve saatte yeterli miktarda usulüne uygun kullanmak önemlidir.

Schuessler Tuzları ve Yüz Analizi -Dr. Schüssler Yüz Analizi-Yüz okuma tekniği-Süsler tuzları-Yüz analizi-Yüzden teşhis-

Uzm. Dr. Pınar KOÇYİĞİT

HİFU



FOKUSLU ULTRASON NEDİR? 

İlerleyen yaş ile birlikte ciltte kırışıklık ve sarkmalar meydana gelmesi kaçınılmazdır. Ultrason yöntemi ile birlikte yaşlanma izlerini yok edebilmek mümkün hale gelmiştir. Ultrason kullanarak ameliyatsız yüz germe işlemine denir

Fokuslu ultrason, ameliyatsız yüz germe uygulamaları içerisinde en zahmetsiz ve risk seviyesi en az olan yöntemdir.

HİFU (FOKUSLU ULTRASON) ile
Günümüzde ameliyattan çekinenler için alternatif yöntemler var. Botoks, dolgu, çeşitli vitamin uygulamaları, doku sıkılaştıran bazı enjeksiyonlar sıkça başvurulan seçenekler arasında. Bunun yanında enerji teknolojileri; lazer, radyofrekans ve ultrasonik uygulamalarla yüzde gençleştirme, cilt kalitesinde artış, cilt üzerindeki düzensizliklerin azaltılması, renk düzeninin sağlanması mümkün.
Sıvılarla yüz germe; Yaşlanma etkisiyle hacmini kaybetmiş olan bölgelerin, kırışıklıkların ve ince çizgilerin doldurulmasıyla cildin gerilmesini sağlayan yöntemlerdir.
Botoks; Yüzdeki kırışıklıklar, daha çok alın, göz çevresi ve kaş arası kırışıklıklarının tedavisinde kullanılıyor. Botoks, enjekte edilen bölgede geçici süre kasların işlevini kısıtlıyor. Kullanım süresi ise 5-6 ay, arzu edilirse tekrarlanabiliyor.
Dolgu Yüzdeki kırışıklıkların ve çökmelerin giderilmesi, yüz kontürlerinin iyileştirilmesinde kullanılıyor. Büyük çoğunluğu laboratuvar ortamında elde edilen dolgunun ciltte kişiden kişiye değişen belli kalış süreleri vardır. İstenirse uygulama 8 ay-1 yıl sonra tekrarlanabiliyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta seçilen dolgu malzemesinin  kaliteli  ve güvenilir olması, iyi bir teknikle uygulanmasıdır.
Ameliyat olmadan yüz germe yöntemleri; ultrasound teknolojisi ve radyofrekansla cilt altından cildin en üst tabakasına kadar olan tüm tabakalarda gençleşme, yenilenme, sıkılaşma meydana gelebiliyor.

AMELİYATSIZ YÜZ GERME FOKUSLU ULTRASON (HİFU) NE AMAÇLA KULLANILIR?

  • Gıdı sarkmasını azaltma
  • Yüzdeki sarkmayı azaltma
  • Kırışıklıkları azaltma
  • Kaş kaldırma amacıyla uygulanmaktadır.

AMELİYATSIZ YÜZ GERME FOKUSLU ULTRASON (HİFU) NASIL UYGULANIR?

Vücuttaki kolejen miktarını arttırmak amacıyla kullanılan fokuslu ultrason uygulamasında cilde verilen ses dalgaları ile yüzün gerilmesi sağlanmaktadır. Ses dalgaları cilt içinde hasar oluşturarak kolajen miktarının artması sağlanır. Fokuslu Ultrason uygulamasından cildin üst tabakası etkilenmez. Uygulamanın amacı cildin uyarılmasını sağlayarak kolajen salgılanmasını ortaya çıkarmaktır.

Fokuslu ultrason uygulamasının etkisi kısa sürede görülebilmektedir. Kolajen seviyesinin ortaya çıkması ile birlikte cilt gerginleşerek kırışıklıklar yok olur.Fokuslu Ultrason

FOKUSLU ULTRASON (HİFU) UYGULAMA SÜRESİ

Uygulama süresi, uygulama yapılan bölgeye göre değişiklik göstermektedir. Genel olarak 30 – 60 dakika arasında sürmektedir. Uygulama bütün yüz ve boyun bölgesine yapılacaksa en az 60 dakika sürmektedir.

FOKUSLU ULTRASON SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

  • Fokuslu ultrason uygulaması sonrasında ciltte kızarıklık oluşabilir.
  • Uygulama sonrasında güneş koruyucu krem kullanılmalıdır
  • Uygulama sonrasında sauna, hamam gibi sıcak ortamlara girilmemelidir.

HİFU dediğimiz Fokuslu ultrason hakkında aklınıza takılan ve uygulama sonuçları ile ilgili sorular için hemen doktorunuza ulaşın!

Uzm. Dr. Pınar KOÇYİĞİT

DOLGU – MEZO DOLGU

Dolgu Uygulamaları; Mezo- Dolgu Uygulaması

Yaşlanmanın etkisiyle birlikte yüzde meydana gelen derin veya ince kırışıklıklar, çökme ve çukur gibi deformasyonlar, özellikle kadınların düzeltmek istedikleri estetik kusurlardır. Sadece enjeksiyon yolu ile bu deformasyonun bir cerrahi işleme başvurulmadan düzeltilebilmesini sağlayan hyaluronik asit içeren dermal dolgular bulunmaktadır.Estetik dolgu dediğimiz dolgudur.

Hyaluronik asit nedir?
Hyaluronik asit, yaşayan tüm organizmalarda bulunan bir polisakkarittir. İnsan derisi, kollajen lif kümeleri ve su tutup hacim yaratan hyaluronik asit molekülleri içermektedir. Yani bu madde cilt dokusunda zaten bulunan bir maddedir. Cildimizde bulunan doğal hyaluronik asit normalde bir veya iki günde bir yıkılmaktadır. Yani vücutta sürekli yenilenir, derinin yaşlanmasıyla birlikte de azalır. Hyaluronik asit, özellikle yüz derisindeki kırışıklıkların düzeltilmesi amacıyla enjeksiyon formunda üretilmiştir.

Estetik amaçlı dermal dolgular nerelerde kullanılır?
Hyaluronik asit, göz çevresindeki oluşan ince çizgilerin ve kırışıklıkların tedavisinde, burun kenarındaki ve burun ile ağız arasındaki çizgilerin, alın çizgilerinin giderilmesinde, dudakların etrafındaki çizgilerde, dudağa hacim ve kontur kazandırarak dolgunlaştırmada, yanak, çene ve elmacık kemiğine hacim kazandırılmasında kullanılır.

İşlemi ne kadar sürer?
İşlemi öncesinde uygulama yapılacak alana anestetik kremi sürülür. Uygulama yaklaşık 15-30 dakika gibi bir sürede tamamlanmaktadır.

Enjeksiyon işlemi ağrılı veya acılı mıdır?
İşlem öncesinde anestezik bir krem işlem yapılacak bölgeye uygulanır. Ayrıca, bazı ürünler lidokain içermektedir. Lidokain bir lokal anesteziktir. Son yıllarda iğne yerine kullanılan micro-kanüller hastalar tarafından tercih edilmektedir.

İşlem sonrasında fark hemen görülürmü?
Dolgu uygulaması yaptırılıp sonrasında günlük rutine normal bir şekilde devam edilebilir.

Dolgu uygulaması işleminin yan etkileri var mıdır?
Enjeksiyon sonrasında, işlem iğneyle yapılmışsa morluk görülebilir. Kanülle uygulama yapıldıysa morluk görülme ihtimali daha düşüktür. Dolgu işlemi sonrası dokuda ödem oluşabilir. Genellikle 24 saat içinde kendiliğinden düzelir. Çok nadiren görülebilen enfeksiyon ve allerji diğer yan etkilerdir.

Dolgunun etkisi ne kadar sürer?
Dolguların etki süresi yaş, yapılan bölgeye, enjekte edilen dolgu miktarı, cildin kalitesine, yaşam tarzı, sağlık gibi faktöre bağlı olarak hyaluronik asit dolguların etkisi 8-12 aya kadar devam etmektedir.

Hyaluronik asit içeren dermal dolgular tekrarlayan tedavi ile mi etkili olurlar?
Tek bir enjeksiyon işlemi sonrası pozitif sonuçlar alınır ve hyaluronik asit vücut tarafından absorbe edildiği için bu etki 12 aya kadar sürer. Bununla birlikte kırışıklığın şiddetine bağlı olarak bazı kişilerde optimum sonuçlar almak için ilave uygulamalar yapılması gerekebilir. Birçok hasta tedavinin etkilerini korumak amacıyla rötuş enjeksiyonları yaptırmaktadır.

Botox ve dermal dolguların etkileri aynı mıdır? 
Dermal dolgular ve Botox aynı şeyler değildir. Botoks yüzdeki mimik kaslarının meydana getirdiği dinamik çizgilerin tedavisinde, dolgular ise statik çizgiler, çökme ve hacim vermek istediğimiz yerlerde kullanılır. Botoks ve dolgunun kombine kullanılması tedaviyi güçlendirir.

Dermal dolgu işleminin yapıldığı, diğer kişiler tarafından hemen farkedilir mi? 
Enjeksiyonlar tecrübeli ve yetkili uzmanlar tarafından doğru bir biçimde yapıldığında, yüz ve cilt gençleşmiş görünmelidir, fakat herhangi bir işlem uygulandığı fark edilmemelidir.

Çok fazla güneşte kalmak dermal dolguları etkiler mi? 
Dermal dolgular güneşe maruziyetten direkt olarak etkilenirler. Sonuçların uzun süre korunması için uzun süre güneşe maruz kalmaktan kaçınılmalı ve 35’in üzerinde koruma faktörlü güneş kremleri kullanılmalıdır.

Dolgu Enjeksiyonları

Geçen yıllarla birlikte yerçekimi, güneşin UV ışınları, yüz mimik hareketleri ve tabi ki sigara cildi olumsuz etkilemektedir. Cildi daha genç ve diri gösteren deri altı dokusu giderek parçalanır ve mimik kaslarının neden olduğu mimik çizgilerinin (gözlerin yan tarafında kaz ayağı) oluşumuna izin verirler. Dolgu maddeleri çizgi ve kırışıklıkları doldurmaya yardımcı olur. Dolgu maddeleri deri altına verildiğinde, kırışıklıkları ve çöken yerleri doldurur ve dudak ve yanaklara dolgun bir görünüm verirler. Ayrıca çökük görünümlü yara izlerinin altına enjekte edilerek, izlerin belirginliğini azaltırlar. Çene ucu ve alın bombeliği için de kullanılan dolgu maddeleri bu bölgelerin daha dolgun görünmesini sağlarlar. Ağız kenarındaki çok derin çizgilerde (ağız kenarındaki çizgiler) yeterli olmayabilen bu çizgiler lazer, dermabrazyon, kimyasal deri soyma gibi tekniklerin uygulanması ile daha iyi sonuçlar verebilir. Bu üç teknik cildin üst tabakasının soyularak cildin yenilenmesini öngören yöntemlerdir. Çok hareketli yüz mimik kasları ya da gevşek cilt dokusundan kaynaklanan derin katlantılar için yüz veya alın germe uygulanırken, daha küçük kırışıklıklar için dolgu maddesi enjeksiyonu ek olarak yapılabilir.

Bu alandaki bilgiler özet şekilde verilmiştir, hekiminizin uygulamasından memnun olmanız için yaptırmadan önce mutlaka yüz yüze görüşerek en kaliteli ürünün en iyi şekilde kullanılmasını sağlamanız ve yapacağınız görüşmede tereddüt yaşamadıysanız yaptırmaya karar vermelisiniz.
Dolgu ve Botoks uygulamasının bir hekim haricinde yapılması çok büyük hayati tehlikelere kadar götürecek sonuçları oluşturabilir.
Uzm. Dr. Pınar KOÇYİĞİT

MASSETER BOTOKSU

Masseter botoksu, masseter kasının yer aldığı yüzün alt kısmının botoks ile inceltildiği uygulama işlemidir.


Massetter botoksu, yüzün alt kısmındaki şekil bozukluklarının tedavisi hedef alınır. Yüzdeki erkeksi ve sert görünüm orantılı bir şekilde düzeltilir.

Masseter kasının fazla büyük olması sadece estetik açıdan değil, fiziksel olarak da kişiye rahatsızlık verebilir. Bu nedenle bu prosedür bazı durumlarda hem şekil hem de tedavi amacıyla da uygulanır.

Botoksla çene küçültmenin en kolay yolu Botoks uygulamasıdır denilebilir.

Masseter botoksunda ağrı, sızı ya da morluk riski oluşmaz. Hasta uygulamadan hemen sonra işine devam edebilir. Hastalar genel olarak 1 hafta içinde masseter kasının yumuşadığını ve 6 hafta sonra yeni çene şeklini tam olarak görebilir. Genellikle 4-5 tedaviden sonra çenede kalıcı düzelme olduğunu görülmektedir. Asimetriklikler düzeltilerek, Masseter botoksu ile daha uzun ömürlü, estetik ve simetrik sonuçlar elde edilir.

Uzm. Dr. Pınar KOÇYİĞİT

MEZO-BOTOKS

Yüzümüzde yaşlanmayı artıran en önemli şey mimik kaslarının aşırı kullanımıdır. Botoks, kasların aşırı kullanımı sonucu oluşan cilt çizgilerini hafifletmek veya azaltmak amacıyla kullanılan bir tedavi yöntemidir. En sık kullanıldığı bölgeler; kaş çatma çizgisi, kaz ayakları çizgileri ve alındaki yatay çizgilerdir.

Botoks nedir?
Botulinum toksin A (botoks) , Clostridium botulinum’dan elde edilen kas gevşetici bir ilaçtır. Botoks direkt kas içine enjekte edilir. Böylece enjekte edildiği bölgedeki kasların sinirler tarafından uyarılmasını geçici süreyle engelleyerek aşırı kasılmaları azaltır.

Botoks kırışıklıkları nasıl düzeltir?
Yüzümüzdeki dinamik kasların (mimik kasları ) aşırı çalışması sonucu üzerindeki cilt katlanır ve zamanla çizgiler oluşmaya başlar. Botox uygulanan bölgede kasların hareketi azaltılarak üzerindeki cildi kırıştırması engellenir ve deri gerginlik kazanmış olur.

Botox yüzde hangi bölgelere uygulanıyor?
Yüzün üst kısmındaki mimik çizgileri, glabella (iki kaş arası ), göz kenarı, alın ve burun kökü (bunny çizgileri ) sıklıkla botoks uygulanan yerlerdir.

Glabella (iki kaş arası) botoksunda sağlamaya çalışılan etkiler nelerdir?
Glabellaya botoks yapıyorsak sağlamak istediğimiz bir kaç etki söz konusudur. Hastanın endişeli veya kızgın görünen bir yüz ifadesi varsa, glabellaya botoks enjekte ederek bu ifadeyi yaratan bölümü rahatlatmış, gevşetmiş oluruz.

Göz çevresi (kaz ayağı ) botoksunda sağlamaya çalışılan etkiler nelerdir?
Botoks ile kaz ayağı çizgilerini tedavi ettiğimizde çizgilerin derinliğinin ve sayısının azaldığını görülür.

Nelere dikkat edilmesi gerekiyor?
İlk olarak uygun ürünü kullanmak gerekiyor. Doğru ürün, doğru sulandırma ve uygun sterilizasyonun sağlanması dikkat edilmesi gereken konulardır.

Botoks yüzünüzün doğallığını bozar mı?
Problem kas aktiviteleri sonucu oluşmuş kırışıklıklar ise botoks bunun için uygun seçeneklerden biridir. Uygun dozun kullanılmasıyla sonuç olumlu olacaktır.

Riskleri var mıdır?
Doğru prosedürler uygulandığı takdirde yan etkiler minimum olacaktır. Enjeksiyon sonucunda lokalize enfeksiyon, ağrı, enflamasyon, his kaybı, hassasiyet, kızarıklık, morluk ortaya çıkabilir. Çok nadiren göz kapağı düşmesi görülebilir. Fakat botoxun bu yan etkilerinin yanında bir avantajı vardır. Eğer botox bir yan etki oluşturduysa bu her zaman kendiliğinden geçecektir yani geri dönüşümlüdür.

Botoks nasıl uygulanıyor?
Uygulama yapılacak bölge dezenfekte edildikten sonra çok ince iğnelerle kas içine enjeksiyon yapılıyor. On dakikalık tek seans işlem için yeterli oluyor.

Sonuçları ne zaman görülüyor?
Enjeksiyondan sonra üçüncü günden itibaren etkisini göstermeye başlıyor. Kişiden kişiye değişmekle beraber etkisi 10-14 gün içinde tamamlanmış oluyor.

Botoksun etkisi ne kadar sürüyor?
Botoksun etkisi ortalama 4-6 ay kadar sürüyor. Kalıcılık süresi kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Zaman zaman biraz daha kısa veya uzun olabiliyor.

Botoks uygulamasında yaş sınırı varmıdır?
Yüzünde dinamik kırışıklığı olan 18 yaş ve üstü herkese uygulanabilen güvenli bir yöntemdir. Kırışıklık derinse tek tedavide tamamen yok olmaz fakat derinliği azalır.

Botoksun estetik dışı endikasyonları nelerdir?
Migren, spastik felç, şaşılık, idrar kaçırma, aşırı terleme gibi tıbbın farklı alanlarında farklı endikasyonda kullanılmaktadır.

Botoksun aşırı terlemede ki etkisi nasıldır?
Koltuk altı, el içi ve ayak tabanı terlemesine karşı botox uygulamaları yapılmaktadır. Bu yöntem ter bezlerini çalıştıran sinirlerin faaliyetini azaltarak aşırı terlemeyi azaltır.

Bilgiler özet şekilde verilmiştir, hekiminizin uygulamasından memnun olmanız için yaptırmadan önce mutlaka yüz yüze görüşerek en kaliteli ürünün en iyi şekilde kullanılmasını sağlamanız ve görüşmenizde memnun kalırsanız yaptırmaya karar vermelisiniz.

Uzm. Dr. Pınar KOÇYİĞİT

ELİMİNASYON DİYETi

Eliminasyon diyeti, kronik inflamatuar hastalıkların iyileşmesinde çok etkili bir bakış açısı sunan fonksiyonel tıbbın olmaz ise olmazı olan özel bir diyettir. Diyet desekte temel amacı Bağırsak Sağlığının sağlanarak şifaya ulaşmak öncelikli olarak düşünülür. Kilolalarınızdan 2.cil olarak kurutlursunuz.
Amacı bağırsaklardaki bağışıklık sistemi cevabını normale çevirmek maksatıyla bedenimizin Alerjen olarak tanıdığı tüm besinleri kesmek esasına dayanır. Bundan sonra iyi bir bağırsak florası ve detokslarla kilo verilerek tam bir şifaya ulaşma yoludur.
Eliminasyon diyetinde ciddi anlamda kısıtlamalar söz konusudur bu nedenle süresi Fonksiyonel Tıp ve GAPS danışmanlığı konusunda eğitimli doktor kontrolünde yapılmalıdır.
https://www.fonksiyoneltip.com/doktorlar/?il=6
http://www.gaps.me/find-a-gaps-practitioner.php

Eliminasyon Diyetinde Tamamen Yasak Olan Bazı Besinler

  1. Tüm Şeker ve Tatlandırıcılar (Meyve suları, Mısır Şurubu dahil)
  2. Tahıllar. (Çok Önemli)
  3. Süt Ürünleri (Peynir-Yoğurt-Süt)
  4. Yumurta
  5. İşlenmiş Et Ürünleri (Sucuk-Salam-Sosis gibi)
  6. Kabuklu Deniz Ürünleri
  7. Mısır

ELİMİNASYON DİYETİNDE NELER YİYEBİLİRİZ

  1. Sebzeler ve Meyveler ( Organik )
  2. Pirinç (Şehriyesiz, Zeytinyağı yada Sade Yağ İle Yapılmış Karacadağ Pirincinden Pilav Yenilebilir)
  3. Soya ve Yer Fıstığı Dışındaki Tüm Bakliyatlar Serbest (glutenli tahıl almayınız)
  4. Çiğ Kuruyemişler (Ceviz,Badem,Fındık)
  5. Tohum Gıdalar (Kavrulmamış Çekirdekler…)
  6. Kuzu Eti (Süt Kuzu)
  7. Balık (Mevsimindeki, Küçük Deniz Balıkları, Olta balıkların küçükleri)
  8. Kümes Hayvanları ( GDO’ suz Beslenen Organik Tavuk )
  9. Glutensiz Tahıl Ve Benzeri Gıdalar (Amarant-Kinoa Unları)
  10. Sağlıklı Yağlar: Zeytin Yağı- Sade Yağ (Isıtılarak Sütü Ayrılmış Doğal Tereyağı)
  11. Baharatlar (Zerdeçal, Zencefil, Kekik, Fesleğen, Biberiye, Tarçın)
  12. Yeşil Çay Serbest, Siyah Çay?(az miktarda açık dem siyah çay)
    Bu diyette size kötü gelmeyen tüm sebzeler, baklagiller ve meyveler yenilebilir.
  13. Zeytin, zeytinyağı ve bitki çayları serbest. Kahve ve siyah çay çok az içilebilir.
    Eliminasyon Diyetinde yardımcınız mutlaka Fonksiyonel Tıp ve GAPS konusunda eğitim almış olan bir hekim olmalıdır.
Uzm. Dr. Pınar KOÇYİĞİT

ALERJİ TESTLERİ

Size Özel Belirlenecek Alerjenlere Karşı Test Yapılabilmektedir.

Bağışıklık sistemi, çevremizden burun, bağırsaklar, solunum ve deri yoluyla vücuda giren yabancı ve zararlı maddelere karşı vücudu koruyan bir sistemdir.

Bazen bağışıklık sisteminin yabancı ve zararlı maddelere karşı reaksiyonları aşırı olabilir. Bu durumu alerji olarak adlandırırız.

Genetik yatkınlığın söz konusu olduğu söylensede bazı alerjenler hastalığın oluşumunda önemli birer etkendir.

Alerjenler, çevresel alerjenler (ev tozu akarları, küf mantarları, polenler, hayvan alerjenleri), böcek alerjenleri, besin alerjenleri, ilaç alerjenleri ve mesleki alerjenler olmak üzere beş ana grupta toplanır. Bunlardan test edilmesini istedikleriniz ve yaşantınıza göre hekiminizin önerdiği maddelere test yapılır. Nelere alerjinizin olduğu belirlenir. Genel olarak 16,20 veya30 ayrı alerjene test yapılmaktadır. Bunun dışında istediğiniz, süphelendiğiniz ama emin olamadığınız ürün yada maddelere karşı test yaptırabilirisiniz.

Peki Alerjilerinizi Öğrenmekle Ne Kazanırsınız.
Dikkat Etmeniz, kaçınmanız gereken besinleri.
Açık havada evde dikkat edilecekleri.
Başınıza alerjik durum geldiğinde ilk ne yapabileceğinizi.
İsterseniz alerjinizi yenmek için alabileceğiniz tedavileri öğrenirsiniz.

Alerji Testi Ankara

Dr. Pınar KOÇYİĞİT
Whatts App : 05058334340 cevaplayalım.

Uzm. Dr. Pınar KOÇYİĞİT

YNSA Yamamoto Akupunktur

YNSA- YAMAMOTO NEW SCALP ACUPUNKTUR

Sağlıklı bir yaşam için olması gereken ruhsal, bedensel ve zihinsel enerji dengemizin sağlanmasında tercih edilen akupunktur tedavisi köken aldığı Çin’de uzun bir geçmişe sahiptir. Vücutta enerji dengemiz bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar. Bozulan bu enerji dengesi akupunktur yardımı ile tekrar sağlandığında Vücudumuz hastalıklarla başa çıkabilir.

YNSA Akupunkturdan Farklı mıdır ?

YNSA bir mikrosistem akupunktur yöntemidir. Yani geleneksel Çin tıbbına göre yapılan vücut akupunkturundan farklıdır. Mikrosistem , vücuttaki tüm organ ve doku yansımalarının kafa, kulak, el, göz, ayak tabanı gibi küçük alanlarda tümüyle temsil edildiği ilkesine dayanır. İyileştirme ve dengeleme tekniğidir. Akupunkturun kafa bölgemize uygulanması esası ile çalışır.

Dr. Yamamoto tarafından keşfedilmiştir. İ Dr. Yamamoto’nun günümüze kadar binlerce hasta üzerinde uyguladığı bu metod artık bilimsel olarak ta ispatlanmış etkileri nedeniyle Dünya’nın bir çok ülkesinde eğitimleri verilmekte ve başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.

Kaç Seansta Uygulanır?

12 ve daha fazla sayıda seans yapılabilir, hastalıklarımız kronik olduğunda ve ilgili uzmanlardan fayda sağlanamadığında müracaat edildiğinden en az 12 seans denmiştir ayrıca YNSA ve yanında çeşitli Tamamlayıcı Uygulamalarımız ile destekleyerek tedavilerimizi planlıyoruz. Bunu hastalığa göre karar veriyoruz, kimi zaman bir Homeopatik tentür, kimi zaman Ozon Tedavisi, Aromaterapi ve bunun gidi diğer uygulamalarımızı ilave edebiliriz.

Kullanıldığı alanlar nelerdir?

  • Kas İskelet Sistemi hastalıkları
  • Fibromyalji
  • Baş Ağrıları
  • Tinnitus
  • Vertigo
  • İnme
  • Parkinson
  • İç organ problemleri
  • Esansiyel tremor,
  • Romatizmal Hastalıklar
  • Epikondilit,
  • Eklem ağrılarında, 
  • Nörolojik Sorunlar
  • Romatoloji Hastalıkları 
  • Hormonal problemlerde
  • Diabet,
  • Hipotroidi,
  • Menapoz,
  • Adet düzensizliği,
  • İnme( felç) hastalarında
  • Vertigoda
  • Kronik yorgunluk
Uzm. Dr. Pınar KOÇYİĞİT

Koronavirüs

Koronavirüs hastalığı (COVID-19), yeni keşfedilen bir koronavirüsün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır.


Genel olarak bilinenler

COVID-19’a neden olan virüs, genellikle enfekte kişinin öksürmesi, hapşırması veya nefes vermesi sonucu oluşan damlacıklar yoluyla bulaşır. Bu damlacıklar çok ağır olduğundan havada asılı kalamaz ve hemen yere ya da yüzeylere düşer. Buralarda da belirli sürelerden fazla canlı kalamazlar.

Bilinen En yaygın Semptomlar:

  • Ateş
  • kuru öksürük
  • yorgunluk
  • Tad ve koku almada bozukluklar
  • Eklem ağrıları (özellikle gece)
  • daha seyrek görülen diğer bazı semptomlar:
  • ağrı
  • boğaz ağrısı
  • ishal
  • konjunktivit
  • baş ağrısıl
  • tat alma veya koku duyusunun kaybı
  • ciltte döküntü
  • el veya ayak parmaklarında renk değişimi,
  • bağlantısı tam olarak kurulmamış diğer pek çok semptom

Eldeki bilgiler ve imkanlar çerçevesinde PNEUMOVAX 23, PREVENAR gibi Pnömokok Aşısı bazı kronik hastalığı olanlarda hastalanmadan bazı tedbirleri almak açısından faydalı olabilir.

Bunun yanında İmmün sistemi güçlendirici bazı takviyeler; Propolis,
D Vitamini
N-asetilsistein,
Curcumin (zerdeçal)
Paraziter Tedavi
C Vitamini (özellikle damardan),
Alfa lipoik asit,
GLUTATYON,
Ozon Tedavisi…. gibi pek çok uygulama korunmaya, hastalıklardan daha rahat arınmaya yardımcı olabilir.

Konu ile ilgili her zaman danışabilirsiniz. (Whatts Ap. 05058334340)

Kliniğimizde Zatürre Aşısı (Pnömokok aşısı yapılmaktadır).

PNÖMONİ>>>>>

Pnömoni, ya da yaygın bilinen adıyla zatürre, akciğerdeki hava keseciklerinin iltihaplı bir sıvı ile dolmasıdır. Virüsler, bakteriler ve nadir olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla oluşan zatürre oldukça bulaşıcıdır.

Hastalık her yaşta görülebiliyor ancak 2 yaş altı çocuklarda, bağışıklık sistemi çok zayıf kişilerde ve 65 yaş üstü kişilerde zatürre oldukça tehlikeli olabiliyor. Zatürre, daha çok kalp hastalığı ya da önceden geçirilmiş akciğer hastalığı olan çocuklar ile erken doğumlarda görülüyor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her yıl 100 kişiden 1-2’si zatürreye yakalanıyor. Zatürre belirtileri üst solunum enfeksiyonu ve griple çok sık karıştırıldığı için hastalar doktora geç başvurabiliyor, bu da hastalığın ilerlemesine ve tedavinin gecikmesine yol açıyor. Dünyadaki tüm ölümlerin yaklaşık %7 kadarının zatürre nedeniyle olduğu düşünülüyor.

Özellikle KOAH, diyabet, kalp hastalığı ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalığı olanlar; küçük çocuklar, hamileler ve yaşlıların zatürreden korunmak için zatürre aşısı olması için doktora başvurmaları gerekiyor.

Uzm. Dr. Pınar KOÇYİĞİT

YÜZÜMÜZ HASTALIKLARIMIZI ELE VERİYOR !

Yüz Okuma ve Dr. Schüssler Mineral Tuzları Etkisi

Hücre yenilenmesini sağlamaya yönelik metotlardan mineral tuz terapisi günümüzde Bütüncül Tıp alanında yükselişe geçen Naturopatik Tıp metodudur. Özellikle Avrupa’nın birçok ülkesinde uygulanan doku tuz terapisi sıklıkla başvurulan bir yöntemdir.

Bazen ileride karşılaşabileceğimiz hastalıkların habercisidir yüzümüzdeki değişiklikler Dr.Schüssler Doku Tuzları ve Yüz okuma yöntemi eğitimi alan doktorlar hastayı bütüncül bakış içerisinde değerlendirerek ele alırlar. Hastalanmadan yüz analizi yaptırarak tedbir almak önemlidir.

Dr.Schüssler Tuzları İlk olarak 1873 yılında Wilhelm Heinrich Schüssler adındaki bir doktor tarafından yapılan doku testleri ile ortaya çıkmış ve insan vücudunda temelde 12 farklı mineralin bulunduğu anlaşılmıştır. Her biri farklı bir işlev yürüten bu mineraller çeşitli sorunların tedavisinde kullanılmaktadır.

Hangi Mineralin Kullanılacağı Yüz Haritanıza Göre Belirlenir

YÜZ OKUMANIZ YAPILIR

Dr. Schüssler tuzları 12 mineralden oluşan ayrıştırılmış mineral tuzlardan oluşuyor. Hücrenin işletim fonksiyonlarının düzenlenmesi açısından ihtiyaç duyduğu minerallerin karşılanması ile vücutta meydana gelen deformasyonların önüne geçerek iyileştirilmesini mümkün kılmaktadır. Fakat öncelikle yapılacak yüz okuma ile vücudunuzun hangi minerale ihtiyaç duyduğunun belirlenmesi gerekir. Bunun sebebi zaman içerisinde eksilen maddelerin yüz üzerinde çeşitli algoritmalar ile belirti vermesidir. Ayrıca bu eksiklikler ileride karşılaşabileceğiniz hastalıkların ön habercileri olduğundan yüzden teşhis olarak da adlandırılmaktadır

Ayrıca kimyasal ürün olmadığı için yan etkisi bulunmadığı gibi doku tuzları olarak adlandırılırlar. Bu doku tuzlarının kullanımı mutlaka ilgili hekim tavsiye ve önerileri doğrultusunda yüz analizinin ardından gerekli görülmesi halinde kullanılmalıdır.

               Mineraller ve Etkileri

  • En sık kullanılan 12 çeşit schüssler tuzu vardır.
  • 1. Kalsiyum Flüorür (Korur ve besler); İşlevi: Deri ve bağ dokuları, dokunun esnekliği (damarlar, kaslar, tendonlar, lifer), kemikler, diş
    mineleri ve tırnaklar için önemlidir.
  • 2. Kalsiyum Fosfat (Rejenerasyon ve büyüme, Kemikler ve dişler); İşlevi: Protein metabolizması, kemik yoğunluğu, hücrelerin yeni oluşumu için önemlidir.
  • 3. Demir Fosfat; İşlevi (Enerji ve vücut direnci, immünsistem): Metabolizma, bağışıklık sistemi ve konsantrasyon için önemlidir.
  • 4. Potasyum klorür (Detoksikasyon); İşlevi: Mukoza ve bezeler, mide, bağırsaklar, protein yapısı ve de kimyasal zehirlerin atılması
    için önemlidir.
  • 5. Potasyum Fosfat (Enerji ve kas gücü, Sinir sistemi); İşlevi: Beyin çalışması ve sinirlerin kuvveti ve de kas sistemi için önemlidir.
  • 6. Potasyum Sülfat (Detoksikasyon, Metabolizma); İşlevi: Hücrelerin metabolizması ve de karaciğer fonksiyonları için önemlidir.
  • 7. Magnezyum Fosfat (Harekete geçirici güç ve gevşemenin dengelenmesi, Kaslar ); İşlevi: Sinir sistemi ve bağırsak hareketleri için
    önemlidir.
  • 8. Sodyum Klorür (Detoksikasyon ve sıvı dengesi); İşlevi: Sıvı ve ısı dengesi, yeni hücre oluşumu ve mukoza için önemlidir.
  • 9. Sodyum Fosfat (Asit azatlımı ve yağ metabolizması); İşlevi: Asit azatlımı ve yağ metabolizması için önemlidir.
  • 10. Sodyum Sülfat (Su ve metabolizma ürünlerinin atılması); İşlevi: Detoksikasyon- ve boşaltım organları ve bağırsak için önemlidir.
  • 11. Silicea (Kuvvetli bağ dokusu, güzel bir cilt, saçlar, tırnaklar);İşlevi: Bağ dokusu, sinirlerin iletkenliği, cilt, saç
    büyümesi ve tırnakların dayanıklılığı için önemlidir.
  • 12. Calcium sulphuricum ; Eklemler ve iltihap üzerine etkilidir.

Hekiminiz yüz haritanızdan hastalıklarınızı bilirken sizi şaşırtacaktır aynı zamanda gözdeki İristen ve Nabızdan’ teşhis konması ve karşılaşılabilecek hastalıkların bilinmesi mümkündür. Nabız teşhisi, bizim bildiğimiz nabız kontrolünün çok çok üstünde bir tanı ve teşhis yöntemidir. Öyle ki nabızdan “yin” ve “yang” grubundaki organların enerji seviyesi ölçülür. Bu ölçüm akupunktur tedavi yönteminin en başta gelen ve en önemli teşhis yöntemidir. Hatta nabız teşhisi, akupunktur tedavisinin temelidir, esasıdır. Aslında bu teşhis farklı da olsa, bildiğimiz geleneksel tıp için de çok önemlidir.Nabızdan teşhis konmasını işlemlerini Ankara’da en iyi Dr. Yasemin YILMAZ yapmaktadır.

Uzm. Dr. Pınar KOÇYİĞİT