Mei-Zen

Kozmetik Akupunktur protokolü haftada 2 kez olmak üzere 6 hafta 12’seans olarak uygulanabilir.

Uygulama ile Birlikte Ciltteki Güzel Değişimler Nelerdir

  • Cilt canlanır, parlak ve daha gergin görünüm elde edilir.
  • Dermapen uygulamalarıyla desteklenirse yüzün lekeli renk düzensizliği kaybolur
  • Yaşlılık lekeleri kaybolur.
  • Cilt botoks yapılmış gibi daha kalıcı bir sıkılığa kavuşur, minik kırışıklıklar kaybolur.
  • Dekolte bölgesi güzelleşir. Cildiniz Sağlığına kavuşur

HACAMAT

Kupa uygulamasının kan alınmadan yapılan şeklidir. Bazı hastalardan kan alınmaz. Kuru kupa yapılır. Hacamat öncesi kuru kupa ile hazırlık yapılır. Özel bir iltihap oluşturulur, bağışıklık sistemi harekete geçer ve hastalığı önler.

Hacamatdan önce 1-2 dakika kuru kupa yapılması iyidir. Bazende resimde görüldüğü gibi kuru kupa ile akupunktur uygulaması birleştirilerek çok daha iyi sonuçlar alınabilmektedir.

hacamat ile m-RNA ya hücresel mesaj verilerek hastalıklardan korunabileceğine dair Ülkemizde yapılmış bir bilimsel çalışma lütfen dikkatlice okuyunuz; https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/handle/20.500.12452/3888

Schüssler Tuzları- Alman Doktor Dr. Schüssler

Schüssler Tuzları- Alman Doktor Dr. Schüssler
1873 yılında bir Alman biyokimyacı doktor Schuessler tarafından 12 hücre tuzu, tanındı ve kategorize edildi. O,  vücudun ihtiyaç duyduğu bazı önemli minerallerin, kendi hücrelerinin tümünde, uygun bir denge içinde olduğunu çok ilginç bir hikaye ile bulmuştu. Bir dengesizlik veya bu minerallerin herhangi birinin eksikliği, dokularda hastalığa yol açabiliyordu. Dokulara eksik minerallerin takviye edilmesi dengesizliği düzelttiğinden, hastalık da ortadan kalkıyordu. Bu, görünüşte oldukça basit olan tedavi sistemi, genel sağlık üzerinde pratik bir uygulama alanına sahiptir. Hücre-tuzu terapisi olarak adlandırılan bu tedavi de, vücudun eksikliğini duyduğu ve istediklerinin ona eklenmesi esasını taşıdığından, baş gösteren hastalıkları ilaçlar ve diğer kimyasal maddeler ile baskılamanın aksine, oldukça önem taşırlar. İlaçlar, eksik olan hücre besinlerini yerine geri koymazlar, onun yerine eninde sonunda sorunu yoğunlaştıracak  zararlı kimyasalları vücuda sokarak sizi kısır döngüye sokarlar ve tam bir iyileşme sürecine giremeyabilirsiniz, oysa Schüssler Tuzları ile bu durum yeterli sürede tam bir çözüme kavuşabilir.

Schüssler Tuzları Nedir?

Schüssler Tuzları’nın çoğu, homeopatik potansiyele sahiptir, maddenin anlık etkinliğini büyük bir etkiye çevirirler. Potensiyalizasyon süreci, maddenin temel enerjisini yükseltirken, aynı zamanda dozaj miktarını azaltır. İçerisinde çok çok az madde vardır önemli olan bunları hücre içerisine girerek işlevsellik kazanmasıdır
Dr. Schussler, yakılmış insan bedenlerini inceleyerek, toplam kalıntıların, 12 temel maddeden oluştuğunu bulmuştu. Bu bulgulardan itibaren Schussler, yanmış dokulardan arta kalan 12 tuzun – ki şimdi adı doku tuzu olarak kaydedilmiştir.
Kişi, bu 12 tuzdan her hangi birinin eksikliğini yaşadığında hastalık meydana geliyordu. Schussler, bu çeşitli hastalıkların tedavi edilmesi için, hastaların tuzları genel olarak ağızda eritilerek alınmasını öneriyordu. İnancı, tuzların hücrelere gerekli besini sağladığı yönündeydi. Hücre beslenme yeterli gelirse, hücre metabolizması normale dönerek ve vücut sağlıklı olacaktır.
Günümüzde, Schussler’in kullandığı hücre tuzlarının kendilerinin doğrudan besin takviyeleri olmadığını anlamış bulunuyoruz. Hazırlanmasında D6-D12 gibi belirtilen homeopatik dozaj prensipleri geçerlidir. Tuz kullanımının seçimi genel olarak Yüz Okumasına göre yapılır.

YÜZ OKUMANIZ NASIL YAPILIR

Dr. Schüssler tuzları 12 mineralden oluşan ayrıştırılmış mineral tuzlardan oluşuyor. Hücrenin işletim fonksiyonlarının düzenlenmesi açısından ihtiyaç duyduğu minerallerin karşılanması ile vücutta meydana gelen deformasyonların önüne geçerek iyileştirilmesini mümkün kılmaktadır. Fakat öncelikle yapılacak yüz okuma ile vücudunuzun hangi minerale ihtiyaç duyduğunun belirlenmesi gerekir. Bunun sebebi zaman içerisinde eksilen maddelerin yüz üzerinde çeşitli algoritmalar ile belirti vermesidir. Ayrıca bu eksiklikler ileride karşılaşabileceğiniz hastalıkların ön habercileri olduğundan yüzden teşhis olarak da adlandırılmaktadır. Yüz okuma ile yapılacak tespitler ve Schüssler tuz kullanımı iyi Tıp bilgisi ile beraber homeopati ve yüz okuma bilgisi gerektirdiğinden bu konuda yetkili ve bilgili doktorlar tarafından yapılması önem arz eder.

Ayrıca kimyasal ürün olmadığı için yan etkisi bulunmadığı gibi doku tuzları olarak adlandırılırlar. Bu doku tuzlarının kullanımı mutlaka ilgili hekim tavsiye ve önerileri doğrultusunda yüz analizinin ardından gerekli görülmesi halinde kullanılmalıdır.

1-Calcium floratum D12

Kalsiyum Fluoratum, bağ dokusu, bağ ve tendonların elastikiyetini yükseltmesi yanı sıra, kemiklerin ve dişlerin sıkılığını artırır. Varis destekleyici tedavinin yanı sıra, kas ve bağ yaralanmaları ve suşları için uygundur.

2- Calcium phosphoratum D 6

Kalsiyum Fosforikum, kemik ve dişlerin büyümesini ve iyileşme süreçlerini destekler. Kırıklar ve osteoporoz tedavisinde de yardımcıdır.

3- Ferrum Fosforikum

Ferrum Fosforikum, tüm enfeksiyonların ilk aşamalarında büyük bir yardımcıdır. Akut enflamasyon, ateş vakaları, taze yaralar, kesik ve dikişler, birinci derece yanıklar için uygundur.

4- Kalium chloratum

Kalium chloratum, rinit, bronşit, gastrit, kolit ve sistit gibi tüm mukus iltihaplanmalarında yardımcıdır. Özelliğin hastalığın dışarı sızma gibi net semptomları gösterdiği, enflamasyonun ikinci evresinde etkilidir.

5- Kalium Fosforikum

Kalium Fosforikum,  zihnin dengeli bir hal içinde olmasına yardımcı olur ve sinir sistemini dengeler. Zihinsel, duygusal, fiziksel yorgunluk ve halsizlik tedavisinde destekleyicidir. Depresyon tedavisinde etkindir.

6- Kalium sulfuricum

Kalium sulfuricum, kronik iltihapları ve kronik cilt bozuklukları gidermek için yardımcıdır. Yavaş iyileşen yaralarda, boğaz, konjonktiva ve burun gibi mukoza iltihaplarının iyileşme sürecini destekler.

7- Magnezyum Fosforikum

Magnezyum Fosforikum, sık karşılaşılan kramp ve kas spazmları tedavisinde etkilidir. Kas ağrısı, adet ağrıları, gastrointestinal sistemdeki ağrılı spazmlar, boyun veya omuzdaki olası gerilimler tedavilerinde destekleyicidir.

8- Natrium chloratum

Natrium chloratum, vücut sıvılarının dengesini düzenler. İshal veya kusma gibi gastrointestinal şikayetlerde yardımcıdır.

9- Natrium Fosforikum

Natrium fosforikum, asit-baz dengesini düzenler ve hiperasidite tedavisinde etkilidir. Genel olarak metabolizmaya yardımcı olur ve yağ açısından zengin gıdalar ve asit reflü sindirimindeki hazımsızlık, mide gazı ve bozuklukları gibi sindirim şikayetlerinde destekleyicidir.

10- Natrium sulfuricum

Natrium sulfuricum genel detoksifikasyon işlemleri ve sıvı atılımını destekler. Aşırı doku sıvıları salgılanmasında yardımcı olur ve karaciğer fonksiyonunu destekler.

11- Silicea

Silicea saç ve tırnakların elastikiyetini ve sıkılığını korumaya yardımcı olur. Kırılgan saçlar ve tırnaklar, saç dökülmesi ya da düzensiz tırnak büyümesi durumunda etkilidir. Silicea, elastikiyetini artırarak deri ve bağ dokusu güçlendirir.

12- Kalsiyum sulfuricum

Kalsiyum sulfuricum’un anti-inflamatuar bir etkisi vardır ve hücrelerin büyümesini destekler. Apse, sivilce, püstül ve pürülan süreçleri durumunda yararlıdır.

Daha sonradan ek tuzlar da çıkmış olup bunların Almanya gibi bazı Avrupa ülkeleri ve Amerikadan temin edilerek kullanımı mümkündür Halen Ülkemizde temini mümkün olmamaktadır. Örn Schüssler Salze No: 18 (Calcium sulfuratum) bizim hem zayıflattığımız hastalarımızda hemde normal detoks süreçlerimizde bir ara dönemde kullandığımız önemli bir tuzdur Yurtdışından temini ile kullanılabilmektedir.

Korona aşılarından önce ve sonra aşının olumsuz etkilerine karşı bir süre Kullandığımız Schüssler Salze No: 4 ( Kalium chloratum )ülkemizde 2 farklı firmanın ürününden temin edilebilmektedir. Doğru ürünü doğru zaman ve saatte yeterli miktarda usulüne uygun kullanmak önemlidir.

Schuessler Tuzları ve Yüz Analizi -Dr. Schüssler Yüz Analizi-Yüz okuma tekniği-Süsler tuzları-Yüz analizi-Yüzden teşhis-

Koronavirüs

Koronavirüs hastalığı (COVID-19), yeni keşfedilen bir koronavirüsün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır.


Genel olarak bilinenler

COVID-19’a neden olan virüs, genellikle enfekte kişinin öksürmesi, hapşırması veya nefes vermesi sonucu oluşan damlacıklar yoluyla bulaşır. Bu damlacıklar çok ağır olduğundan havada asılı kalamaz ve hemen yere ya da yüzeylere düşer. Buralarda da belirli sürelerden fazla canlı kalamazlar.

Bilinen En yaygın Semptomlar:

  • Ateş
  • kuru öksürük
  • yorgunluk
  • Tad ve koku almada bozukluklar
  • Eklem ağrıları (özellikle gece)
  • daha seyrek görülen diğer bazı semptomlar:
  • ağrı
  • boğaz ağrısı
  • ishal
  • konjunktivit
  • baş ağrısıl
  • tat alma veya koku duyusunun kaybı
  • ciltte döküntü
  • el veya ayak parmaklarında renk değişimi,
  • bağlantısı tam olarak kurulmamış diğer pek çok semptom

Eldeki bilgiler ve imkanlar çerçevesinde PNEUMOVAX 23, PREVENAR gibi Pnömokok Aşısı bazı kronik hastalığı olanlarda hastalanmadan bazı tedbirleri almak açısından faydalı olabilir.

Bunun yanında İmmün sistemi güçlendirici bazı takviyeler; Propolis,
D Vitamini
N-asetilsistein,
Curcumin (zerdeçal)
Paraziter Tedavi
C Vitamini (özellikle damardan),
Alfa lipoik asit,
GLUTATYON,
Ozon Tedavisi…. gibi pek çok uygulama korunmaya, hastalıklardan daha rahat arınmaya yardımcı olabilir.

Konu ile ilgili her zaman danışabilirsiniz. (Whatts Ap. 05058334340)

PNÖMONİ>>>>>

Pnömoni, ya da yaygın bilinen adıyla zatürre, akciğerdeki hava keseciklerinin iltihaplı bir sıvı ile dolmasıdır. Virüsler, bakteriler ve nadir olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla oluşan zatürre oldukça bulaşıcıdır.

Hastalık her yaşta görülebiliyor ancak 2 yaş altı çocuklarda, bağışıklık sistemi çok zayıf kişilerde ve 65 yaş üstü kişilerde zatürre oldukça tehlikeli olabiliyor. Zatürre, daha çok kalp hastalığı ya da önceden geçirilmiş akciğer hastalığı olan çocuklar ile erken doğumlarda görülüyor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her yıl 100 kişiden 1-2’si zatürreye yakalanıyor. Zatürre belirtileri üst solunum enfeksiyonu ve griple çok sık karıştırıldığı için hastalar doktora geç başvurabiliyor, bu da hastalığın ilerlemesine ve tedavinin gecikmesine yol açıyor. Dünyadaki tüm ölümlerin yaklaşık %7 kadarının zatürre nedeniyle olduğu düşünülüyor.

Özellikle KOAH, diyabet, kalp hastalığı ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalığı olanlar; küçük çocuklar, hamileler ve yaşlıların zatürreden korunmak için zatürre aşısı olması için doktora başvurmaları gerekiyor.

KANSER

Bu zorlu süreçte Kişiye özel beslenme, Fitoterapi, Homeopati, Akupunktur, Elektro akupunktur, Detoks, Fonksiyonel Tıp, Ozon Terapi uygulamaları ile destekleyici tedavileriniz yapılabilmektedir.

Kanser Tedavisi Destekleyici Tedaviler

Kemoterapi almak istemiyorum yada kemoterapi ile birlikte destekleyici tedaviler almak istiyorum diyorsanız;

Homeopati ülkemide yeni yeni uygulanmaya başlanmıştır, lütfen yazının tamamını okuyun ve iletişime geçin

SIRASIYLA

Besinler, Fitoterapi, Homeopati aşağıda anlatılacak olup tedaviye bir bütünün parçalarını tamamlama şeklinde hareket ederek ivedi başlanmalıdır. Kemoterapi ilaçları ile beraber yapılabilen işlemler ve tedaviler olduğu gibi kemoterapiden sonra verilebilecek olanlar ya da hiç kemoterapi ilaçlarını istemeyen kanser hastalarına uygulanacak kür ve yöntemlerle nasıl hangi adımlar atılabilir iyi bir muayeneden sonra başlanılabilmektedir.

Yeşil-Kırmızı-Turuncu besinler, Mantarlardan nasıl faydalanırız.

Mantarlar

Hericium, Maitake, Shii-TakeAuricularia  mantarları ile tümör yükü alınmış kanser hastalarında immün sistem güçlendirilirken tümör gelişimi durdurmaya yardımcı olur. İlgili bilgiler MÖ. yıllara dayanmaktadır.

Deniz Yosunları, kahverengi yosunlar

İçeriğindeki doğal bileşenler, sitotoksik T lenfositleri ve doğal öldürücü hücrelerin aktivite ve sayılarını arttırır,kansere karşı savunma ve yok etme sistemini güçlendirmeye yardımcı olur. 

Ascophyllum Nodosum’un ana olarak güçlü bir prebiotik, omega-3 ve çinko deposu ve zengin bir antioksidan çeşitliliğine sahiptir. Bu özellikler başlı başına kanser ile mücadelede önemli yardımcı etmenler. Bu özelliklerin yanında uzmanlar, içerisinde bulunan çeşitli bileşikler dolayısıyla, Ascophyllum Nodosum’un antikanserojen özelliği üzerinde yoğunlaşmaya başladılar. Bu bileşiklerden başlıcalarını ve üzerinde yapılan çalışmalardan bazılarını kısaca şöyle özetleyebilriz

Fukoksantin

Fukoksantin, çok sayıda moleküler ve hücresel işlemi etkileyen bir bir karetenoid pigementtir. Kanser hücreleri üzerinde güçlü etkiler yapabildiği ve yerleşmiş sitotoksik ilaçlarla birlikte sinerjik aktivite gösterebildiği gözlemlenmiştir. Bu, kanserin çeşitli türleri için ilginç bir anti-kanser bileşiği olabileceği ihtimalini arttırıyor.

Fucoidan

Ascophyllum Nodosum’dan alınan fucoidan üzerinde yapılan çalışmalar kanser tedavisinde kemoterapötik ajanlarla kombine edilebilen etkinliği ile ilgili potansiyeli vurgulamaktadır.

Ascophyllan

Kahverengi alga Ascophyllum Nodosum’dan izole edilen sülfatlanmış polisakkarittir. Uzmanlar Ascophyllan’ın kanseri önleyici ve tedavi edici etkileri üzerinde yaptıkları çalışmalardan etkileyeci sonuçlar elde ettiklerini belirtiyorlar.

Polifenoller

Algal polifenoller karasal bitki polifenollerinden farklıdır. Karasal bitkilerden polifenoller gallik ve elagik asitten türetilirken, alg polifenolleri, kloroglisin birimlerinden türetilmiştir. Çok geniş bir yelpazede potansiyel biyolojik aktivite sağlayan son derece heterojen bir molekül grubu oluştururlar. Yapılan çalışmalar polifenollerin vücuttaki radikalleri temizlemede üstün yetenekleri olduğunu göstermiştir.

Fitoterapide

EN ÇOK KULLANILAN BİTKİLER
Brokoli filizi: En güçlü ve doğal antikanser sulforafanı içerir. Kanser kök hücreleri ile çeşitli kanser hücrelerinin öldürülmesi ve ilaçların etkisinin artırılmasında çok yararlıdır. 

Çin geveni: Bağışıklık sisteminin uyarılması ve kanser tedavisinin başarısının artırılması konusunda yararlanılır.  

Koenzim Q10: Kanser tedavisinin başarısının artrılması ve kalbin korunmasında etkilidir.  

Reishi mantarı: Bağışıklık sisteminin uyarılması, kanser hücrelerinin öldürülmesi, aşı, kemoterapi ve akıllı ilaçların etkinliğinin artırılması ile yan etkilerin azaltılmasında faydalıdır.  

Yeşil çay: Çeşitli kanser hücrelerinin öldürülmesi ve ilaçların etkisinin artırılması gibi özellikleri vardır.  

Çörekotu yağı: Kanser hücrelerinin öldürülmesi, kanser ilaçlarının etkinliğinin artırılması, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarının korunması amaçlı kullanılır.

Zerdeçal: Kanser kök hücrelerinin öldürülmesi, kanser ilaçlarının etkisinin artırılması türü özellikleri bulunur. Zerdeçal ekstraktlarının emilimi artırılması için kara biber ekstraktıyla beraber kullanılması gereklidir.

KIRMIZI -MOR BESİNLER

Kırmızı-mor renkteki besinler, yüksek antioksidan kapasitesiyle kanserden korumaya yardımcıdır. Çalışmalar, kırmızı meyvelerde bulunan antioksidan öğelerin özellikle kolon kanseri üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. İçeriklerindeki ellajic asit ve polifenoller, tümör hücrelerinin büyümesini yavaşlatıcı etki gösteriyor. Bu nedenle diyette, tek bir besine bağlı kalmadan renkli ve çeşitli beslenme önemlidir. Kırmızı besinler, günlük beslenmemizde bulunması gereken faydalı besinlerdir. Renkli ve sağlıklı bir diyetin en önemli renklerinden biri olan kırmızı sebze ve meyveler, kırmızı rengini ‘likopen’ ve ‘antosiyanin’ olarak adlandırılan doğal pigmentlerden alırlar. Domates, greyfurt, karpuz, nar, kuşburnu, şalgam, kırmızı pancar gibi kırmızı besinlerde bulunan likopen, pek çok kanser türüne karşı koruyucu güçlü bir antioksidandır . Ayrıca karpuzun beyaz ksımıda ayrı bir özel değerdir, yapıtaşları için gerekli olup yenmesi çok faydalıdır.

YEŞİL BESİNLER

Yeşil çay, brokoli, brokoli filizi, brüksel lahanası, enginar, kuşkonmaz, TAZE sarımsak, kereviz sapı.

Omega 3 kaynakları, D vitamini ve probiyotiklerde unutulmamalıdır; Hamsi, istavrit gibi yüzey balıkları iyi bir omega-3 kaynağı olurken, kefir tüketimi probiyotikleri artırır güneşlenmek ve dil altı alınan D vitaminleri günlük ihtiyaçlarımızı karşılar.

TURUNCU (turuncu ve sarı) BESİNLER

Zerdeçal, Trabzon hurması, Doğal Somon balığı, ceviz, balkabağı, havuç, Limon, greyfurt, MANGO


HANGİ KANSERE HANGİ BİTKİ VERMELİYİZ BERABER KARAR VERECEĞİZ !

Bazı bitkilerin hemen her kanserde tedaviye yardımcı yönleri olduğu belirtiliyor. “Bitkisel desteklerin kaliteli ve standardize ekstraktlar (özütler) arasından seçilmesi gerek. Böylece daha etkili ve güvenli destek sağlamak mümkün olur” diyor.

Yemekler az ve yavaş yenmeli karbonhidrat alımı en düşük seviyeye getirilmelidir.

Akciğer kanseri: Çin geveni, çörekotu, ışgın, reishi mantarı, yeşil çay, zencefil, zerdeçal / karabiber ikilisi, zeytin yaprağı. 

Kalınbağırsak kanseri: Akgünlük, brokoli filizi, çemen otu, çörekotu, deve dikeni, ginkgo biloba, karahindiba, reishi mantarı, yeşil çay, zencefil, zerdeçal.

Meme kanseri: Akgünlük, brokoli filizi, karahindiba, ökseotu, pelinotu, reishi mantarı, yeşil çay, zencefil, zerdeçal / karabiber ikilisi, zeytin yaprağı.

Lösemi :
greyfurt, portakal, maydanoz, soğan, çay, nar, papatya, buğday filizi, bitkisel kökenli içecekler fayda verebilmektedir.

Homeopatik tedaviler kişiye özel anamnez alınarak belirlenir.

Bu homeopatik tedavi ürünleri Almanya ve Avusturya’dan temin edilirken, 2018 yılından itibaren Schüssler Tuzları Ülkemizde’de bulunmaktadır.

Dolgu Uygulamaları

Dolgu Uygulamaları

Yaşlanmanın etkisiyle birlikte yüzde meydana gelen derin veya ince kırışıklıklar, çökme ve çukur gibi deformasyonlar, özellikle kadınların düzeltmek istedikleri estetik kusurlardır. Sadece enjeksiyon yolu ile bu deformasyonun bir cerrahi işleme başvurulmadan düzeltilebilmesini sağlayan hyaluronik asit içeren dermal dolgular bulunmaktadır.

Hyaluronik asit nedir?
Hyaluronik asit, yaşayan tüm organizmalarda bulunan bir polisakkarittir. İnsan derisi, kollajen lif kümeleri ve su tutup hacim yaratan hyaluronik asit molekülleri içermektedir. Yani bu madde cilt dokusunda zaten bulunan bir maddedir. Cildimizde bulunan doğal hyaluronik asit normalde bir veya iki günde bir yıkılmaktadır. Yani vücutta sürekli yenilenir, derinin yaşlanmasıyla birlikte de azalır. Hyaluronik asit, özellikle yüz derisindeki kırışıklıkların düzeltilmesi amacıyla enjeksiyon formunda üretilmiştir.

Çizgileri, kırışıklıkları anında yokmuş gibi silen atan, hatta yaşla beraber kaybolan hacmi yüze geri veren bu sayede derin kıvrımları azaltarak gençleştiren dolgu uygulamaları gerçekten çok iyi işler çıkarıyor. Dakikalar içinde yılları geri döndüren bu etkili anti-aging uygulamasını yakından tanımaya ne dersiniz?

Gülüyor, ağlıyor, esniyor ister istemez sürekli mimik yapıyoruz, yoruluyoruz… Düşünceli olduğunuzda kaşlarınızı çatıyor, şaşırdığınızda kaşlarınızı kaldırıyor, okurken gözlerimizi kısıyoruz Her zaman gülümseme, mutsuzluk ve hayret ifadesi cildinizde bir çizgi, bir kırışıklık olarak iz bırakıyor.  Sigara içmek, nemi tütekmiş ciltler, genetik, yer çekimi, rüzgar ve güneş ışınları gibi faktörler bu süreci çok çok hızlandırabiliyor.  

Dolgu mu? Nasıl Yani

 Son  15 yılda yüze enjekte edilen dolgu maddeleri bu çizgileri kırışıklıkları yok etmek için adeta bir devrim yaşattı. Bu derin çizgileri yumuşatmak hatta yüzdeki çökmüş bölgelere kaybolan hacmini geri vermek için hem çabuk hem de son derece pratik bir çözüm haline geldiler.  

 Cilt yüzeyinin hemen altına enjekte edilen bu dolgu maddeleri, dudaklara daha dolgun bir görünüm vermek için kullanıldığı gibi, gülme çizgileri olarak bilinen burnun iki yanından ağzın iki kenarına doğru uzanan çizgileri, çeneye doğru oluşan kırışıklıkları ve üst dudakların çevresinde meydana gelen ince çizgileri yok etmek için de uygulanıyor. 

Ancak hiçbirimiz iğnelerden hoşlanmayız. Durun içiniz rahat olsun. Yeni nesil   dolgu maddelerinin içinde anestezi ilacı bulunduğundan işlem yapılan bölgeyi uyuşturarak, acıyı minimuma indiriyorlar. Diğer dolgu maddelerinde ise doktorunuz uygulama öncesinde uyuşturucu etkili bir krem sürerek işlemin son derece konforlu geçmesini sağlayarak aynı rahatlığı sağlarlar.

Sizin dolgunuz hangisi? 

Bugünün anti-aging dünyasında uzmanların aralarından seçebileceği en az on iki çeşit dolgu maddesi mevcut. Ve farklı özelliklere sahip olan farklı dolgu maddeleri geliştirilmeye devam ediliyor. Peki, bu kadar çok seçenek varken hangisinin size en uygun dolgu maddesi olduğunu nasıl bileceksiniz? Bu soruyu doktorunuzla beraber cevaplamanız gerekiyor. Bütün dolgu maddeleri aynı değil. Ben farklı bölgelere göre farklı dolgu maddeleri uygulamayı tercih ediyorum. Mesela, nazolabial kıvrımlarda (burun kenarlarından ağzın iki köşesine doğru inen derin çizgiler) bazen dört farklı dolgu maddesi bile kullandığım oluyor. Başlıca hedefin doğal bir görünüm yaratmak olduğunu sakın unutmayın.

Yüzün her bölgesine “Hyalüronik Asit”

Moleküler ağırlığının binlerce katı su molekülünü kendine çeken hyalüronikasit doğal olarak da vücutta bulunan bir madde.   Yüzdeki kırışıkların, ince çizgilerin içini doldurmak ve yüzdeki hacim kaybını yerine koymak için en fazla bu dolgu maddeleri kullanılıyor. Aktif maddesi ciltte doğal olarak bulunan bu dolgu maddeleri cilde nem veren, onu yaşlanma etkilerine karşı koruyan çeşitler. Diğer yandan bu madde genç, elastik bir cildin olmazsa olmazıdır. Yaşla beraber bu maddenin giderek azalması ile birlikte çizgiler, kırışıklıklar belirmeye başlar. Hyalüronik asit bazlı dolgu maddeleri hem ince çizgiler hem de derin kırışıklıklarda kullanılabiliyor. Hiçbir yan etkileri yok ve etkileri altı ayla bir yıl arasında kalıcılığını koruyor. Dolguların yaşlanma belirtilerinin ilk görüldüğü yerlerden biri olan orbital kenarlar üzerinde oldukça etkili olduğunu söyleyebilirim. Bu bölgeye enjeksiyon daha derine inen bir teknikle uygulanmalı. Bu yöntemle incelmiş olan ciltte pürüzlü bir görünümün oluşması engellenmiş olur. Doğal bir etki için dolgu maddesi hem yanak üstlerine hem de elmacık kemiklerinin üzeri ne yapılmalıdır. Böylece gözler de bir miktar yukarı doğru kalkar. Bu da yüze daha enerjik bir görünüm verir.

Dolgu maddelerinin yeni yeni keşfedilen kullanım alanlarından biri de şakaklar. Son zamanlara kadar şakaklar hep göz ardı edilen bir bölgeydi. Kemiklerimiz küçülmeye başladığında şakaklar da boşalmaya ve yüze yorgun bir ifade vermeye başlarlar. Şakaklara yapılan hyalüronik asit dolgular özenle yapılmalı, çünkü buradaki cilt çok incedir ve her hangi bir hata hemen göze batar. Düzgün bir uygulama yapıldığında şakakların kaşlara ve oradan da yanaklara geçiş hattı mükemmel olur ve yüze daha genç, taze bir ifade verir. Bu maddelerin dramatik bir etki yarattığı yerlerden biri de dudak kenarlarının zamanla değişen şekli. Dudak kenarları düzleştiğinde ya da aşağı sarktığında hyalüronikasit dolguları işinize yarayabilir. Kenarları yeniden yukarı çekerek yüzünüzde oluşan somurtma ifadesini yok ederler. 

  • Burun kenarından aşağı inen çizgiler (Nazolabial Çizgiler)
  • Burun ile ağız arasındaki çizgiler (Philtral Çizgiler)
  • Dudak dolgunlaştırılması
  • Dudaklar etrafındaki radial çizgiler
  • Dudak köşelerini yukarıya kaldırmak
  • Göz çevresindeki kırışıklıklar
  • Göz altı torbalarını kamufle etmek
  • Göz altı çukurlarını düzeltmek
  • Alındaki çizgiler
  • Kaş kaldırma
  • Akne izleri
  • Kaza veya travma sonucu oluşan deformiteler
  • Yanak ve elmacık kemiği dolgunlaştırmak
  • Çene ucuna hacim kazandırmak
  • Ameliyatsız burun estetiği, burun düzeltilmesi
  • Çene köşesi belirginleştirmede
  • Vücuttaki bazı asimetrilerin düzeltilmesi 

Sıvı yüz germe tekniği

Yüzün orta kısmı diğer kısımlara göre daha hızlı yaşlanır. Çünkü cilt dokusu yaşla birlikte incelmeye başladığında yüzü daha az desteklemeye başlar. Ayrıca yüzdeki yağ dokusunun azalmaya başlamasıyla da yanaklar hacmini kaybeder. Göz ve yanak çevresinde çizgiler oluşmaya, yüzün orta kısmı düz bir görünüm almaya başlar. Dolayısıyla zamanı geri çevirmek için doğru işlemlerin doğru zamanlarda yapılması gerekiyor. Enjeksiyonların da ameliyatın da bir yeri ve zamanı vardır. Cildin yaşı ve kalitesi, yaşanan hacim kaybının boyutları gibi etkenler hangi seçeneğin sizin için daha iyi bir çözüm sunacağın belirler. Asgari düzeyde hacim kaybı varsa veya cilt korumaya alınmak isteniyorsa dolgulardan faydalanmak akılcı bir seçenektir. Eğer yüzdeki elastikiyet ve hacim kaybı fazla değilse ‘enjeksiyonla yüz germe’ ya da ‘sıvı yüz germe’ olarak bilinen ve dolgu maddelerinin doğru yerlere ve doğru teknikle enjekte edilmesiyle yüzde lift etkisi yaratan bir yönteme başvurulabilir.

Bu yöntem ince çizgileri, kırışıklıkları ortadan kaldırarak hacim kaybını yerine koyar ama sonuçları yüz germe ameliyatı gibi kalıcı değildir. Hacmini kaybetmiş olan yanaklara, göz altında oluşan boşluklara, nazolabial kıvrımlara ya da ince dudaklara farklı enjeksiyon maddelerinin birleşimiyle geçici çözümler sağlanabilir. Enjekte edilebilen dolgular yanak ve gözaltı gibi dolgunlaşmaya ihtiyaç duyan bölgelere hacim kazandırırken, gözle yanak arasındaki boşlukları doldurmak için de kullanılabilir. Botoks ile göz kenarlarındaki kaz ayaklarını yok ederken kaşları yukarı kaldırarak daha açık, daha canlı bakışlara sahip olabilirsiniz. 

 

Dolgu Enjeksiyonları

Geçen yıllarla birlikte yerçekimi, güneşin UV ışınları, yüz mimik hareketleri ve tabi ki sigara cildi olumsuz etkilemektedir. Cildi daha genç ve diri gösteren deri altı dokusu giderek parçalanır ve mimik kaslarının neden olduğu mimik çizgilerinin (gözlerin yan tarafında kaz ayağı) oluşumuna izin verirler. Dolgu maddeleri çizgi ve kırışıklıkları doldurmaya yardımcı olur. Dolgu maddeleri deri altına verildiğinde, kırışıklıkları ve çöken yerleri doldurur ve dudak ve yanaklara dolgun bir görünüm verirler. Ayrıca çökük görünümlü yara izlerinin altına enjekte edilerek, izlerin belirginliğini azaltırlar. Çene ucu ve alın bombeliği için de kullanılan dolgu maddeleri bu bölgelerin daha dolgun görünmesini sağlarlar. Ağız kenarındaki çok derin çizgilerde (ağız kenarındaki çizgiler) yeterli olmayabilen bu çizgiler lazer, dermabrazyon, kimyasal deri soyma gibi tekniklerin uygulanması ile daha iyi sonuçlar verebilir. Bu üç teknik cildin üst tabakasının soyularak cildin yenilenmesini öngören yöntemlerdir. Çok hareketli yüz mimik kasları ya da gevşek cilt dokusundan kaynaklanan derin katlantılar için yüz veya alın germe uygulanırken, daha küçük kırışıklıklar için dolgu maddesi enjeksiyonu ek olarak yapılabilir.

Bu İnternet Sitesinde Verilen Bilgiler Sadece Bilgilendirme Amaçlıdır. Lütfen Hekiminizle Yüz Yüze Görüşerek Detaylı Olarak Bilgi Talep Ediniz.

 

 

 

MEZO BOTOKS

Bu İnternet Sitesinde Verilen Bilgiler Sadece Bilgilendirme Amaçlıdır. Lütfen Hekiminizle Yüz Yüze Görüşerek Detaylı Olarak Bilgi Talep Ediniz.

Tel : 03125036369 ARMA KULE ÇUKURAMBAR

Yüzümüzde yaşlanmayı artıran en önemli şey mimik kaslarının aşırı kullanımıdır. Botoks, kasların aşırı kullanımı sonucu oluşan cilt çizgilerini hafifletmek veya azaltmak amacıyla kullanılan bir tedavi yöntemidir. En sık kullanıldığı bölgeler; kaş çatma çizgisi, kaz ayakları çizgileri ve alındaki yatay çizgilerdir.

Botoks nedir?
Botulinum toksin A (botoks) , Clostridium botulinum’dan elde edilen kas gevşetici bir ilaçtır. Botoks direkt kas içine enjekte edilir. Böylece enjekte edildiği bölgedeki kasların sinirler tarafından uyarılmasını geçici süreyle engelleyerek aşırı kasılmaları azaltır.

Botoks kırışıklıkları nasıl düzeltir?
Yüzümüzdeki dinamik kasların (mimik kasları ) aşırı çalışması sonucu üzerindeki cilt katlanır ve zamanla çizgiler oluşmaya başlar. Botox uygulanan bölgede kasların hareketi azaltılarak üzerindeki cildi kırıştırması engellenir ve deri gerginlik kazanmış olur. Botoks Mezoterapi yöntemiyle uygulanabilir.

Botoksun estetik dışı endikasyonları nelerdir?
Migren, spastik felç, şaşılık, idrar kaçırma, aşırı terleme gibi tıbbın farklı alanlarında farklı endikasyonda kullanılmaktadır.

Botoksun aşırı terlemede ki etkisi nasıldır?
Koltuk altı, el içi ve ayak tabanı terlemesine karşı botox uygulamaları yapılmaktadır. Bu yöntem ter bezlerini çalıştıran sinirlerin faaliyetini azaltarak aşırı terlemeyi azaltır.

 

PLEXR Plasma İle

LEKE ve KIRIŞIKLIK TEDAVİLERİ

  • Non Cerrahi Göz Çevresi Kırışıklığı tedavisinde yardımcı
  • Stria (çatlak) patolojilerinin tedavisinde yardımcı
  • İstenmeyen Cilt rengi patolojilerini düzeltilmesinde yardımcı (hiper ve hipopigmentasyon)
  • Siğil ve et Beni tedavisinde yardımcı (Öncesi sonrası homeopatik tedavi)
  • Fibroma düzeltme
  • Keratoz temizlenmesi
  • Mikropigmentasyon temizleme
  • Akne ve sonrasında oluşan iz patolojilerinin tedavisinde destekleyici
  • Suçiçeği skar patolojilerinin tedavisinde destekleyici
  • Periorbital iz, leke kalınlaşma patolojilerinin tedavisinde destekleyici
  • Boyun ve yüzde iz patolojilerinin tedavisinde destekleyici
  • Periumblikal iz patolojilerinin tedavisinde destekleyici
  • Doğum Skarı patolojilerinin tedavisinde destekleyici
  • Ameliyat Skar izlerinin düzeltilmesi (doğum, troid….)
  • Tüm Kırışıklık ve Yanık İzi patolojilerinin tedavisinde yardımcı
  • Kazayağı ; Göz çevresinde yer alan patolojileri,
  • Çizgi ve Kırışıklık; Dudak üstünde yaşlanmaya bağlı oluşan patolojileri,
  • Kulak önünde meydana gelen kırışıklıkve patolojileri
  • Yağ oluşumu ile meydana gelen kistler,
  • Karın bölgesi ve çevresindeki çatlaklık patolojileri

 

Ameliyatsız Yüz Germe

HİFU ile

Günümüzde ameliyattan çekinenler için alternatif yöntemler var. Botoks, dolgu, çeşitli vitamin uygulamaları, doku sıkılaştıran bazı enjeksiyonlar sıkça başvurulan seçenekler arasında. Bunun yanında enerji teknolojileri; lazer, radyofrekans ve ultrasonik uygulamalarla yüzde gençleştirme, cilt kalitesinde artış, cilt üzerindeki düzensizliklerin azaltılması, renk düzeninin sağlanması mümkün olup kırışıklık yok etme yöntemlerinden birisidir.

Sıvılarla yüz germe; Yaşlanma etkisiyle hacmini kaybetmiş olan bölgelerin, kırışıklıkların ve ince çizgilerin doldurulmasıyla cildin gerilmesini sağlayan yöntemlerdir.

Hyaluronik Asit (Mezo Dolgu) Yüzdeki kırışıklıkların ve çökmelerin giderilmesi, yüz kontürlerinin iyileştirilmesinde kullanılıyor. Büyük çoğunluğu laboratuvar ortamında elde edilen dolgunun ciltte kişiden kişiye değişen belli kalış süreleri vardır. İstenirse uygulama 8 ay-1 yıl sonra tekrarlanabiliyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta seçilen dolgu malzemesinin  kaliteli  ve güvenilir olması, iyi bir teknikle uygulanmasıdır. Derin Kırışıklıkların düzeltilmesindeki en etkili yöntem Mezoterapi yöntemi ile Hyaluronik asit uygulanmasıdır.

Ameliyat olmadan yüz germe yöntemleri; ultrasound teknolojisi ve radyofrekansla cilt altından cildin en üst tabakasına kadar olan tüm tabakalarda gençleşme, yenilenme, sıkılaşma meydana gelebiliyor.

botox, botoks ankara, masseter botox

DOLGU – MEZO DOLGU

Dolgu Uygulamaları; Mezo- Dolgu Uygulaması

Yaşlanmanın etkisiyle birlikte yüzde meydana gelen derin veya ince kırışıklıklar, çökme ve çukur gibi deformasyonlar, özellikle kadınların düzeltmek istedikleri estetik kusurlardır. Sadece enjeksiyon yolu ile bu deformasyonun bir cerrahi işleme başvurulmadan düzeltilebilmesini sağlayan hyaluronik asit içeren dermal dolgular bulunmaktadır.Estetik dolgu dediğimiz dolgudur.

Hyaluronik asit nedir?
Hyaluronik asit, yaşayan tüm organizmalarda bulunan bir polisakkarittir. İnsan derisi, kollajen lif kümeleri ve su tutup hacim yaratan hyaluronik asit molekülleri içermektedir. Yani bu madde cilt dokusunda zaten bulunan bir maddedir. Cildimizde bulunan doğal hyaluronik asit normalde bir veya iki günde bir yıkılmaktadır. Yani vücutta sürekli yenilenir, derinin yaşlanmasıyla birlikte de azalır. Hyaluronik asit, özellikle yüz derisindeki kırışıklıkların düzeltilmesi amacıyla enjeksiyon formunda üretilmiştir.

Estetik amaçlı dermal dolgular nerelerde kullanılır?
Hyaluronik asit, göz çevresindeki oluşan ince çizgilerin ve kırışıklıkların tedavisinde, burun kenarındaki ve burun ile ağız arasındaki çizgilerin, alın çizgilerinin giderilmesinde, dudakların etrafındaki çizgilerde, dudağa hacim ve kontur kazandırarak dolgunlaştırmada, yanak, çene ve elmacık kemiğine hacim kazandırılmasında kullanılır.

İşlemi ne kadar sürer?
İşlemi öncesinde uygulama yapılacak alana anestetik kremi sürülür. Uygulama yaklaşık 15-30 dakika gibi bir sürede tamamlanmaktadır.

Enjeksiyon işlemi ağrılı veya acılı mıdır?
İşlem öncesinde anestezik bir krem işlem yapılacak bölgeye uygulanır. Ayrıca, bazı ürünler lidokain içermektedir. Lidokain bir lokal anesteziktir. Son yıllarda iğne yerine kullanılan micro-kanüller hastalar tarafından tercih edilmektedir.

İşlem sonrasında fark hemen görülürmü?
Dolgu uygulaması yaptırılıp sonrasında günlük rutine normal bir şekilde devam edilebilir.

Dolgu uygulaması işleminin yan etkileri var mıdır?
Enjeksiyon sonrasında, işlem iğneyle yapılmışsa morluk görülebilir. Kanülle uygulama yapıldıysa morluk görülme ihtimali daha düşüktür. Dolgu işlemi sonrası dokuda ödem oluşabilir. Genellikle 24 saat içinde kendiliğinden düzelir. Çok nadiren görülebilen enfeksiyon ve allerji diğer yan etkilerdir.

Dolgunun etkisi ne kadar sürer?
Dolguların etki süresi yaş, yapılan bölgeye, enjekte edilen dolgu miktarı, cildin kalitesine, yaşam tarzı, sağlık gibi faktöre bağlı olarak hyaluronik asit dolguların etkisi 8-12 aya kadar devam etmektedir.

Hyaluronik asit içeren dermal dolgular tekrarlayan tedavi ile mi etkili olurlar?
Tek bir enjeksiyon işlemi sonrası pozitif sonuçlar alınır ve hyaluronik asit vücut tarafından absorbe edildiği için bu etki 12 aya kadar sürer. Bununla birlikte kırışıklığın şiddetine bağlı olarak bazı kişilerde optimum sonuçlar almak için ilave uygulamalar yapılması gerekebilir. Birçok hasta tedavinin etkilerini korumak amacıyla rötuş enjeksiyonları yaptırmaktadır.

Botox ve dermal dolguların etkileri aynı mıdır? 
Dermal dolgular ve Botox aynı şeyler değildir. Botoks yüzdeki mimik kaslarının meydana getirdiği dinamik çizgilerin tedavisinde, dolgular ise statik çizgiler, çökme ve hacim vermek istediğimiz yerlerde kullanılır. Botoks ve dolgunun kombine kullanılması tedaviyi güçlendirir.

Dermal dolgu işleminin yapıldığı, diğer kişiler tarafından hemen farkedilir mi? 
Enjeksiyonlar tecrübeli ve yetkili uzmanlar tarafından doğru bir biçimde yapıldığında, yüz ve cilt gençleşmiş görünmelidir, fakat herhangi bir işlem uygulandığı fark edilmemelidir.

Çok fazla güneşte kalmak dermal dolguları etkiler mi? 
Dermal dolgular güneşe maruziyetten direkt olarak etkilenirler. Sonuçların uzun süre korunması için uzun süre güneşe maruz kalmaktan kaçınılmalı ve 35’in üzerinde koruma faktörlü güneş kremleri kullanılmalıdır.

Dolgu Enjeksiyonları

Geçen yıllarla birlikte yerçekimi, güneşin UV ışınları, yüz mimik hareketleri ve tabi ki sigara cildi olumsuz etkilemektedir. Cildi daha genç ve diri gösteren deri altı dokusu giderek parçalanır ve mimik kaslarının neden olduğu mimik çizgilerinin (gözlerin yan tarafında kaz ayağı) oluşumuna izin verirler. Dolgu maddeleri çizgi ve kırışıklıkları doldurmaya yardımcı olur. Dolgu maddeleri deri altına verildiğinde, kırışıklıkları ve çöken yerleri doldurur ve dudak ve yanaklara dolgun bir görünüm verirler. Ayrıca çökük görünümlü yara izlerinin altına enjekte edilerek, izlerin belirginliğini azaltırlar. Çene ucu ve alın bombeliği için de kullanılan dolgu maddeleri bu bölgelerin daha dolgun görünmesini sağlarlar. Ağız kenarındaki çok derin çizgilerde (ağız kenarındaki çizgiler) yeterli olmayabilen bu çizgiler lazer, dermabrazyon, kimyasal deri soyma gibi tekniklerin uygulanması ile daha iyi sonuçlar verebilir. Bu üç teknik cildin üst tabakasının soyularak cildin yenilenmesini öngören yöntemlerdir. Çok hareketli yüz mimik kasları ya da gevşek cilt dokusundan kaynaklanan derin katlantılar için yüz veya alın germe uygulanırken, daha küçük kırışıklıklar için dolgu maddesi enjeksiyonu ek olarak yapılabilir.

Bu alandaki bilgiler özet şekilde verilmiştir, hekiminizin uygulamasından memnun olmanız için yaptırmadan önce mutlaka yüz yüze görüşerek en kaliteli ürünün en iyi şekilde kullanılmasını sağlamanız ve yapacağınız görüşmede tereddüt yaşamadıysanız yaptırmaya karar vermelisiniz.
Dolgu ve Botoks uygulamasının bir hekim haricinde yapılması çok büyük hayati tehlikelere kadar götürecek sonuçları oluşturabilir.

MASSETER BOTOKSU

Masseter botoksu, masseter kasının yer aldığı yüzün alt kısmının botoks ile inceltildiği uygulama işlemidir.


Massetter botoksu, yüzün alt kısmındaki şekil bozukluklarının tedavisi hedef alınır. Yüzdeki erkeksi ve sert görünüm orantılı bir şekilde düzeltilir.

Masseter kasının fazla büyük olması sadece estetik açıdan değil, fiziksel olarak da kişiye rahatsızlık verebilir. Bu nedenle bu prosedür bazı durumlarda hem şekil hem de tedavi amacıyla da uygulanır.

Botoksla çene küçültmenin en kolay yolu Botoks uygulamasıdır denilebilir.

Masseter botoksunda ağrı, sızı ya da morluk riski oluşmaz. Hasta uygulamadan hemen sonra işine devam edebilir. Hastalar genel olarak 1 hafta içinde masseter kasının yumuşadığını ve 6 hafta sonra yeni çene şeklini tam olarak görebilir. Genellikle 4-5 tedaviden sonra çenede kalıcı düzelme olduğunu görülmektedir. Asimetriklikler düzeltilerek, Masseter botoksu ile daha uzun ömürlü, estetik ve simetrik sonuçlar elde edilir.