Homeopati, kendi kuralları ve ilkeleri temelinde kişiye özgü seçilmiş ve
homeopatik prensiplere göre hazırlanmış homeopatik ilaç (remedi) kullanılarak
sağlık durumunu iyileştirmeyi hedef alan bütüncül bir uygulama yöntemidir.
1.2. Tarihçe
Homeopati kaynağını Hipokrat’tan almakta olup, uzun süredir dünyada yaygın
olarak kullanılmaktadır. Hipokrat, hastalığı yapan etkenin benzeri ile hasta
tedavisi yapılırsa kişinin sağlığına kavuştuğunu belirterek benzerlik kanununu
vurgulamıştır.
Homeopati, yaklaşık 250 yıl kadar önce Dr. Samuel Hahnemann tarafından
geliştirilerek sistematik hale getirilmiş ve farklı ülkelerden öğrencileri aracılığıyla
Almanya’dan başlayarak tüm dünyada yaygınlaştırılmıştır.
Hahneman’ın 1796 yılında yaptığı homeopati tanımına göre; “Farmakolojik,
fizyolojik veya toksik doz kullanıldığında, sağlıklı ve hassas kişide semptomatik
tablo yaratan madde, aynı zamanda, hasta ve hassas bir insanda fizyolojik
dozun altında olan dozlarda aynı semptomların giderilmesini sağlayabilir.”
Homeopati, 19. yüzyılın başlarından itibaren İngiltere, Almanya, İsviçre ve
Fransa gibi Avrupa ülkeleri ile ABD, Rusya ve Hindistan başta olmak üzere
Asya kıtasında ve dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Pek çok
ülkede homeopatik dispanserler, hastaneler, eğitim kurumları, eczaneler açılmış
ve homeopati halkın yaygın bir şekilde kullandığı bir tedavi sistemi haline
gelmiştir. Hindistan, homeopatideki altyapı, sisteme entegrasyon, klinik ve
bilimsel araştırmalar bakımından gelişme gösteren ülkelerden biridir.
2. ETKİ MEKANİZMASI
Homeopati, her insanın kendine özgü bir yapısı ve sağlık durumu olduğunu
kabul eden, hastanın fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duygusal iyileşmesinde etkili
olan doğal ve bütüncül bir uygulama yöntemidir.
Homeopatinin dayandığı temel kavram ise latince “Similia Similibus Curentur”
olarak ifade edilen “Benzer benzeri tedavi eder” veya “Benzerler Kanunu” olarak
bilinen kavramlardır. Bu kanuna göre; bir remedi eğer sağlıklı bir insanda söz
konusu hastalığın benzer bulgularını oluşturabiliyorsa o hastalığı da tedavi
edebilir.
Homeopati uygulamasında esas alınan benzerlik ilkesine göre; aynı hastalığa
sahip her hastaya aynı remedi verilmeyebilir ve farklı hastalıklara sahip hastalar
aynı remediden fayda görebilirler. Çünkü homeopati hastalığa değil, hastaya
özgü bir uygulama yöntemidir.
Homeopatinin kurucusu olan Dr. Hahnemann’ın çalışmaları sonucunda
homeopati uygulaması; “benzer bulguları ortaya çıkarma”, “en küçük doz” ve
“tek remedi kullanma” şeklindeki prensiplere dayanmaktadır.
Homeopatik ilaçların etkisi, zihin ve bedendeki doğal kendi kendini düzenleyen
mekanizmaların daha verimli çalışmasını sağlamak ve zaten doğal olarak
var olan şifa kaynaklarını harekete geçirmek ve güçlendirmektir. Aslında
hastalıkları yenmek ya da örtbas etmek yerine iyileşmeyi kolaylaştırır. Doğru
reçeteyi seçmek, bu süreci başlatmak için gereken kesin anahtarı seçmek gibidir.
Yani homeopatik ilaçlar homeostazı sağlamaktadır.
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun 08.07.2023 tarihli ve 32242 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Homeopatik Tıbbi Ürünler
Ruhsatlandırma Yönetmeliği” kapsamında ruhsat verilen her bir ürün için
Materia Medica’larda tanımlanan durumlar ve klasik homeopatik uygulamalar
çerçevesinde kişisel yapıya uygun olduğuna karar verilen homeopatik tıbbi
ürünler (remediler) ünite ve uygulama merkezlerinde uygulanabilir.
KAYNAK : SAĞLIK BAKANLIĞI HOMEOPATİ UYGULAMA KILAVUZU 2025

Remedi; Homeopatik ilacın genel ismidir.
Herkesin DNA sarmalı kendine özgüdür ve bu sarmal kişinin fiziksel ve psişik özelliklerini belirler. Homeopatide her hasta için tamamıyla doğal maddelerden (bitkiler, mineraller, organik ürünler, doku ekstreleri..) tek bir ilaç (remedi) hazırlanır. Homeopatik remediler sağlıklı kişilerde hastalığa özgü belirtiler oluştururken, hastalarda iyileşme aracı olur. Her remedi, bireye özgü belirtiler bütününe etki eder, çünkü her insanın vücudu ve hastalığı kendisine özgü belirtiler gösterir(hastalık yoktur, hasta vardır). Remediler maddelerin enerji verici özelliklerinden faydalanarak vücuttaki uyum ve dengeyi tekrar sağlar, savunma ve iyileşme sistemlerini güçlendirir; bir başka deyişle kişinin ‘yaşama gücünü’ harekete geçirir. Remediler hastanın kendi gücüyle çalıştığı için yan etkisizdir; bebeklerde, hamilelerde ve yaşlılarda güvenle kullanılabilir. Homeopati hücre düzeyinde çalışır ve tüm bu etkileri ile iyi bir anamnez- tecrübe ile tüm hastalıklarda iyileşme görülebilir.





