HOMEOPATİ NEDİR ?

       Homeopati, kendi kuralları ve ilkeleri temelinde kişiye özgü seçilmiş ve
homeopatik prensiplere göre hazırlanmış homeopatik ilaç (remedi) kullanılarak
sağlık durumunu iyileştirmeyi hedef alan bütüncül bir uygulama yöntemidir.
1.2. Tarihçe
Homeopati kaynağını Hipokrat’tan almakta olup, uzun süredir dünyada yaygın
olarak kullanılmaktadır. Hipokrat, hastalığı yapan etkenin benzeri ile hasta
tedavisi yapılırsa kişinin sağlığına kavuştuğunu belirterek benzerlik kanununu
vurgulamıştır.
Homeopati, yaklaşık 250 yıl kadar önce Dr. Samuel Hahnemann tarafından
geliştirilerek sistematik hale getirilmiş ve farklı ülkelerden öğrencileri aracılığıyla
Almanya’dan başlayarak tüm dünyada yaygınlaştırılmıştır.
Hahneman’ın 1796 yılında yaptığı homeopati tanımına göre; “Farmakolojik,
fizyolojik veya toksik doz kullanıldığında, sağlıklı ve hassas kişide semptomatik
tablo yaratan madde, aynı zamanda, hasta ve hassas bir insanda fizyolojik
dozun altında olan dozlarda aynı semptomların giderilmesini sağlayabilir.”
Homeopati, 19. yüzyılın başlarından itibaren İngiltere, Almanya, İsviçre ve
Fransa gibi Avrupa ülkeleri ile ABD, Rusya ve Hindistan başta olmak üzere
Asya kıtasında ve dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Pek çok
ülkede homeopatik dispanserler, hastaneler, eğitim kurumları, eczaneler açılmış
ve homeopati halkın yaygın bir şekilde kullandığı bir tedavi sistemi haline
gelmiştir. Hindistan, homeopatideki altyapı, sisteme entegrasyon, klinik ve
bilimsel araştırmalar bakımından gelişme gösteren ülkelerden biridir.

‎2. ETKİ MEKANİZMASI‎
Homeopati, her insanın kendine özgü bir yapısı ve sağlık durumu olduğunu
kabul eden, hastanın fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duygusal iyileşmesinde etkili
olan doğal ve bütüncül bir uygulama yöntemidir.
Homeopatinin dayandığı temel kavram ise latince “Similia Similibus Curentur”
olarak ifade edilen “Benzer benzeri tedavi eder” veya “Benzerler Kanunu” olarak
bilinen kavramlardır. Bu kanuna göre; bir remedi eğer sağlıklı bir insanda söz
konusu hastalığın benzer bulgularını oluşturabiliyorsa o hastalığı da tedavi
edebilir.
Homeopati uygulamasında esas alınan benzerlik ilkesine göre; aynı hastalığa
sahip her hastaya aynı remedi verilmeyebilir ve farklı hastalıklara sahip hastalar
aynı remediden fayda görebilirler. Çünkü homeopati hastalığa değil, hastaya
özgü bir uygulama yöntemidir.
Homeopatinin kurucusu olan Dr. Hahnemann’ın çalışmaları sonucunda
homeopati uygulaması; “benzer bulguları ortaya çıkarma”, “en küçük doz” ve
“tek remedi kullanma” şeklindeki prensiplere dayanmaktadır.
Homeopatik ilaçların etkisi, zihin ve bedendeki doğal kendi kendini düzenleyen
mekanizmaların daha verimli çalışmasını sağlamak ve zaten doğal olarak
var olan şifa kaynaklarını harekete geçirmek ve güçlendirmektir. Aslında
hastalıkları yenmek ya da örtbas etmek yerine iyileşmeyi kolaylaştırır. Doğru
reçeteyi seçmek, bu süreci başlatmak için gereken kesin anahtarı seçmek gibidir.
Yani homeopatik ilaçlar homeostazı sağlamaktadır.
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun 08.07.2023 tarihli ve 32242 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Homeopatik Tıbbi Ürünler
Ruhsatlandırma Yönetmeliği” kapsamında ruhsat verilen her bir ürün için
Materia Medica’larda tanımlanan durumlar ve klasik homeopatik uygulamalar
çerçevesinde kişisel yapıya uygun olduğuna karar verilen homeopatik tıbbi
ürünler (remediler) ünite ve uygulama merkezlerinde uygulanabilir.

                KAYNAK : SAĞLIK BAKANLIĞI HOMEOPATİ UYGULAMA KILAVUZU 2025

                  

Remedi; Homeopatik ilacın genel ismidir.

Herkesin DNA sarmalı kendine özgüdür ve bu sarmal kişinin fiziksel ve psişik özelliklerini belirler. Homeopatide her hasta için tamamıyla doğal maddelerden (bitkiler, mineraller, organik ürünler, doku ekstreleri..) tek bir ilaç (remedi) hazırlanır. Homeopatik remediler sağlıklı kişilerde hastalığa özgü belirtiler oluştururken, hastalarda iyileşme aracı olur. Her remedi, bireye özgü belirtiler bütününe etki eder, çünkü her insanın vücudu ve hastalığı kendisine özgü belirtiler gösterir(hastalık yoktur, hasta vardır). Remediler maddelerin enerji verici özelliklerinden faydalanarak vücuttaki uyum ve dengeyi tekrar sağlar, savunma ve iyileşme sistemlerini güçlendirir; bir başka deyişle kişinin ‘yaşama gücünü’ harekete geçirir. Remediler hastanın kendi gücüyle çalıştığı için yan etkisizdir; bebeklerde, hamilelerde ve yaşlılarda güvenle kullanılabilir. Homeopati hücre düzeyinde çalışır ve tüm bu etkileri ile iyi bir anamnez- tecrübe ile tüm hastalıklarda iyileşme görülebilir.

Akupunktur

1.2. Tarihçe
Tarihte meridyenlerin ve/veya noktaların uyarılması için iğneleme yanında
dağlama, moksa, kanatma/kan alma ve kupa çekme gibi çeşitli yöntemler
kullanılmıştır. Tarihsel kayıtlar ve belgeler üzerinde yapılan araştırmalarda;
Türklerin tarihin hemen her döneminde akupunktur ve benzeri uygulamaları
bildiği, kullandığı ve bazı dönemlerde de uygulamalara öncülük yaptığı
anlaşılmaktadır.
Göktürklerdeki tıbbi uygulamalarla ilgili en önemli kaynak Tibet Tıbbına ait
yazılı belgelerdir. Bu kaynaklar incelendiğinde, Tibet Tıp Sistemini oluşturan
üç önemli tıp ekolünün; Hint Tıbbı, Çin Tıbbı ve Batı Tıbbı (Yunan, Roma,
Arap, Fars) olduğu görülmektedir. Ancak birçok araştırmacı tarafından bu üçü
dışında yer alan Orta Asya Tıbbı da Tibet Tıbbının oluşmasında önemli katkısı
olan tıp gelenekleri arasında sayılmaktadır.
Alman arkeoloji heyetlerinin 20. yüzyıl başlarında Turfan (İdikut) yakınlarında
yaptığı kazılar, Uygur Tıbbına dair önemli bulgulara ışık tutmuştur. Bu kazılar
arasında, pratik akupunktur ve moksa uygulamalarını anlatan ve hangi
meridyenlerin hangi endikasyonlarda kullanılacağını tarif eden belgeler de
yer almaktadır. Bu belgeler, Uygur medeniyetinin akupunktur bilgisine sahip
olduğunu, bu yöntemi uyguladığını ve hatta bu konuda broşür veya kitaplar
hazırladığını gösteren önemli kanıtlar olarak kabul edilmektedir.

Akupunktur felsefesinde yer alan “Beş Element” (Wu Xing) terimi, eski
zamanların Çin felsefesine ve tıbbına dayanmaktadır. Xing (Yin) kelimesinin
karşılığı element olarak ifade edilmekle birlikte bu kavram aynı zamanda durum,
evre, süreç, aşama türünden bir anlam da taşımaktadır. Bu teoriye göre, evren,
doğa ve insan beş evrede; ağaç, ateş, metal, su ve toprak elementleri çerçevesinde
anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu elementler şu şekilde sınıflandırılmıştır:
▶Ağaç; ilkbahar, büyüme ve gelişme
▶Ateş; yaz mevsimi, aktif olma
▶Metal; sonbahar, azalma ve içe çekilme
▶Su; kış mevsimi, dinlenme, büyümeye hazırlanma
▶Toprak; hasat, olgunluk ve ürün toplama

  1. ETKİ MEKANİZMASI‎
    Akupunkturun etki mekanizması; yin-yang teorisi, beş element teorisi, zang-fu
    organlar teorisi, kollateraller teorisi, kan, vücut sıvıları ve Qi (Çi) teorisi gibi
    çeşitli teoriler üzerine kurulmuştur.
    Yapılan histolojik ve anatomik çalışmalar sonucunda, akupunktur noktalarında
    yer alan gelişmiş kapiller ağda artmış mukopolisakkarit konsantrasyonu tespit
    edilmiştir. Yapılan son araştırmalarda, nosiseptör yüzey membranında opioid,
    GABA (Gama-Aminobütirik Asit), bradikinin, histamin, serotonin ve kapsaisin
    reseptörlerinin bulunması ağrının kontrolünde düzeyin omurilik dorsal
    boynuzdan nosiseptörlere kadar indiğini düşündürmektedir.
    Akupunktur noktalarının farklı elektriksel özelliklere sahip olduğu belirlenmiştir,
    bunlar; iletkenlikte artma, empedansta düşme, dirençte azalma, kapasitede artma ve
    elektriksel potansiyelde yükselme şeklindedir. Geleneksel Çin Tıbbında meridyenlerin
    akupunktur noktalarının üzerinde bulunduğu ve meridyenler üzerinden enerji
    akışının sağlandığı düşünülmektedir. Akupunktur noktalarının varlığı akupunktur
    noktasındaki deri empedansı, sıcaklığı ve biofluid dinamiklerinde oluşan
    değişikliklerle kanıtlanmaya çalışılmıştır. Geleneksel Çin Tıbbında “Akupunktur
    Nokta Kategorileri” ve “Beş Shu Noktası” aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır:

KAYNAK AKUPUNKTUR UYGULAMA KILAVUZU 2025 Link: https://ekutuphane.saglik.gov.tr/Yayin/684

HACAMAT

Kupa uygulaması; fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma ile sağlık halinin
sürdürülmesi ve mevcut tedaviyi destekleme amacıyla vücudun belirlenmiş
bölgelerine çeşitli ebatlarda kupalar yerleştirilerek vakum uygulanması ile
gerçekleştirilen bütüncül bir uygulama yöntemidir. Ciltte kesi oluşturmadan
yapılan uygulamaya kuru kupa, kesi oluşturularak yapılan uygulamaya ıslak
kupa (hacamat) uygulaması denilmektedir.
Kupa uygulaması, dünya çapında sağlığın teşviki, korunması aynı zamanda
çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan geleneksel bir yöntemdir.

Tarihte kupa uygulamasından bahseden en eski tıbbi metinlerden birisi, M.Ö.
1550 yıllarına ait olan Eber’in Antik Mısır papirüsüdür. Islak kupa uygulaması
(hacamat); Unani, Geleneksel Kore, Çin, Tibet ve Doğu Tıbbı gibi çok sayıda
eski şifa sistemlerinin bir parçasıdır.
Kupa uygulaması, özellikle İslam ülkelerinde yaygın olan bir tedavi olup İbn-i
Sina (M.S. 980-1037), Zehrâvî (M.S. 936-1036) ve Ebû Bekir Er-Râzî (M.S. 854-
925) gibi İslam hekimleri tarafından önerilmiştir. Hacamat uygulamasının,
ay takvimi temel alınarak tavsiye edilen günlerde yapıldığında ayın çekim
kuvvetine bağlı olarak daha etkili olabileceği düşünülmektedir. Zehrâvî, hacamat
bölgelerini tarif etmiş ve hacamat aletlerini diyagramlarla göstermiştir.

‎2. ETKİ MEKANİZMASI‎
Kupa uygulaması, periferik ve interstisyel sıvılardaki toksinleri temizleyen,
cildin doğal boşaltım fonksiyonlarını destekleyen, bağışıklığı güçlendiren,
hemostazı yeniden yapılandırmak için kullanılan bir yöntemdir. Kupa
uygulaması aynı zamanda deri ve kasların mikro sirkülasyonunu artırmak ve
otonom sinir sistemini uyarmak için de kullanılmaktadır. Kupa uygulamasının
etki mekanizmaları üç aşamada sınıflandırılmıştır.
‎2.1. Lokal Stimülasyon İmmünmodülasyon Süreci
Yapılan araştırmalar, eksternal faktörler (cildin basınç, kesi, ısı ve alerjenler)
ve internal faktörler (pH, oksijen ve sitokin seviyeleri, nörotransmitterler ve
hormonlardaki değişiklikler gibi) söz konusu olduğunda periferik sinir uçlarının
uyarıldığını göstermektedir. Bu durum, sinyallerin direkt Merkezi Sinir Sistemine
(MSS) iletilmesine ve lokal duyu sinirlerinin “akson refleksinin” uyarılmasına,
sitokinler ve kemokinler gibi sinyal moleküllerinin salınmasına, ilgili bağışıklık
hücrelerinin aktive edilmesine ve lokal kapiller damarlarda vazodilatasyona
neden olur ki bu da daha fazla immun sistem bağışıklık hücresinin aktivasyonuna
ve immün modülasyona yol açmaktadır (Resim 1).
‎2.2. Lokal Etkileri Güçlendirme ve MSS’ye İletim Süreci
Kupa uygulaması, epidermis ile etkileşime giren Langerhans hücrelerinden
nöropeptitlerin salınımını stimule eder. Bu da kan damarlarının dilatasyonuna,
permeabilitenin artmasına ve ilgili immun sistem hücrelerinden kininler,
proteazlar, aminler, prostanoidler ve sitokinler gibi biyolojik aktif maddelerin
salınmasına yol açar. Bu maddeler eksternal stimulusları MSS’ye ileterek sinyal

aktarımını sağlar. İletilen ve patolojik sinyalin bir kısmı nöroregülasyon yoluyla
spinal kord seviyesinde entegre edilirken, diğer kısmı kontralateral spinotalamik
sistem yoluyla MSS’deki spesifik bir alana iletilir.
‎2.3. Nöroendokrin İmmünmodülasyonu Başlatan Merkezi Entegrasyon
Mekanizması
Nöromodülasyon, sempatik ve parasempatik sinirlerin aktivasyon-inhibisyon
fonksiyonu yoluyla merkezi stresörlerin MSS’ye iletilmesiyle başlar. Endokrin
modülasyonu ise, hipotalamusun Kortikotropin Salgılayan Hormon (CRH)
ve diğer nörotransmitterleri salgılaması için uyarılmasıyla başlar, bu da
adrenal bezden noradrenalin ve kortizol salınımını uyarır. İmmünmodülasyon,
nöropeptid, sitokin ve kemokinlerin salınması için immun sistem hücrelerinin
uyarılması ile başlar. Sonunda kupanın regülasyon etkilerini üreten bu üç süreç,
karmaşık bir ağ sistemi içinde etkileşime girer.

Resim 1. Kupa Uygulaması İmmunomodulatuar/Nöroendokrin Etki Mekanizması
Kaynak: Guo, Y., Chen, B., Wang, D., Li, M., Lim, C. H., Guo, Y., & Chen, Z. (2017). Cupping regulates local
immunomodulation to activate neural-endocrine-immune worknet. [Görsel] Complementary Therapies in Clinical
Practice

  1. ENDİKASYONLAR VE UYGULANABİLECEK DURUMLAR‎
    Kupa terapi, aşağıdaki ICD-10 kodları ile belirtilen endikasyonlar ve uygulama
    alanlarında ve bu endikasyon ve uygulama alanları ile ilişkili olabilecek diğer
    durumlarda tedaviyi, rehabilitasyonu, iyileşmeyi ve genel olarak bedenselzihinsel-ruhsal sağlığı destekleyici yöntem olarak kullanılabilir. Hastalığı
    ortadan kaldıracağı veya tek başına tedavi edeceği gibi beyanlarda bulunulamaz.

    Uygulayıcı, hastanın klinik durumuna göre hangi tür kupa uygulaması
    yapılacağı kararını verir. Kupa uygulamasında, kişinin mevcut durumu ve/veya
    hastalığın durumuna göre birden fazla sayıda anatomik bölge seçilebilir.
  2. Uygulama Ünitesi

▶Astım (J45)
▶Kas-iskelet sistemi problemleri (M54.2;M54.5;M17)
▶Fibromiyalji Sendromu (M79.7)
▶Sindirim sistemi hastalıkları (K92.9)
▶Migren ve gerilim tipi baş ağrısı gibi organik olmayan baş ağrıları (G43;
G44.2)
▶Bazı sistemik hastalıklar: Hipertansiyon (I10), Diabetes Mellitus (E14)
▶Obezite (E66)
▶Kadın hastalıkları ve infertilite (N97) (Kadın hastalıkları ve doğum uzman
hekim görüşü)
▶Depresyon ve anksiyete bozuklukları (F32.0;F41)
▶Bell paralizisi (G51.0) (İlgili uzman hekim görüşü ile)
İmmun sistemi güçlendirme, detoks ve anti-aging amaçlarıyla; solunum yolu
hastalıklarında, romatizmal hastalıkların semptomlarında, miyofasiyal ağrı
sendromları ve cilt hastalıklarında kupa terapi uygulaması yapılabilir.

Tüm Kaynak: SAĞLIK BAKANLIĞI KUPA UYGULAMA KILAVUZU 2025

Hacamat ile m-RNA ya hücresel mesaj verilerek hastalıklardan korunabileceğine dair Ülkemizde yapılmış bir bilimsel çalışma linki aşağıdadır; lütfen dikkatlice okuyunuz;

https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/handle/20.500.12452/3888

Mezoterapi; Sağlık Bakanlığı Mezoterapi Eğitimi altında 19.10.2015 tarihli ekteki linkte yer alan dokumanda belirtildiği üzere aşağıdaki gibi gösterilmiştir.

https://shgmesdb.saglik.gov.tr/Eklenti/4077/0/mezoterapi-standartlari-1pdf.pdf 8.sayfanın sonunda açıkça belirtilmektedir.

Mezoterapi, bitkisel ya da farmakolojik ürünlerin küçük dozlarda, bölgesel olarak
ve özel iğne teknikleriyle cildin katmanlarına seanslar halinde enjekte edilerek
mezoderm kökenli doku ve organ patolojilerinde yaygın olarak kullanılan bir
yöntemdir.
Akut ve kronik hastalıklara bağlı gelişen ağrılar, kas-iskelet sistemi hastalıkları,
spor ve travma yaralanmaları, saç zayıflığı ve dökülmesi, cilt hastalıklarına bağlı
gelişen durumlarda ve kulak, burun ve boğaz hastalıkları, göz hastalıkları, kadın
hastalıkları ve doğum olmak üzere birçok alanda mevcut tedaviyi destekleyici
tamamlayıcı bir tıbbi uygulama olarak tüm dünyada kabul edilmektedir.

  1. ETKİ MEKANİZMASI‎
    Bağ dokusu tabakaları organik ve işlevsel olarak üç ünite şeklinde ele alınabilir;
    a. Mikro Dolaşım Birimi
    ▶Arter, ven ve lenf kılcal damarları
    ▶Prekapiller sfinkterler ve damar glomuslar
    ▶Damarlar arası şant kanalları
    ▶Dokular arası besleyici ortam
    b. Sinir-Duyu Birimi
    ▶Serbest sinir uçları
    ▶Myelinize olmamış lifleri
    ▶Mekanoreseptörler: Meissner, ruffini, pacini cisimcikleri, ısı ve basınç
    reseptörleri
    c. İmmünolojik Birim
    ▶Plazmositler, lenfositler, makrofajlar

Bağ dokusu, embriyolojik mezodermal kökeni itibariyle; karaciğer, dalak, lenf
düğümleri ve Retiküloendotelyal Sisteme (RES), dolayısıyla organizmanın
bağışıklık mekanizmasına bağlanmaktadır. Mezoterapi iğnesinin deriye girişi
bir refleks uyarı etkisi oluşturur. Bu etki, patolojiye yönelik hazırlanan ilaç
karışımlarının dermis tabakasına nüfuz etmesini ve işlevsel üç birimden bir veya
birkaçında özel düzeltici mekanizmaların devreye girmesini sağlamaktadır.

3.1. Manuel Uygulama Teknikleri‎
a. İntra-Epidermal Enjeksiyon: Tüm teknikler içinde en yüzeyel olan ve 1 mm’yi
geçmeyen derinlikte, cilt içerisine birden çok girişimin uygulandığı bir tekniktir.
Bu enjeksiyon tekniği için 13 mm’lik 30 Gauge iğne kullanılabilir. İğnenin
konik tarafı yukarı bakacak şekilde cilt üzerine teğet olarak yerleştirilir.
Cilt içerisine birden çok girişimin uygulandığı, bileğin hızlı, senkronize ve
hafif vuruş hareketlerini içeren bir tekniktir. Uygulama sırasında oluşacak
abrazyonları ve kanamayı önlemek için uygulayıcının tekniğe hâkim olması
önemlidir. Ürün deriye enjekte edilmemekle birlikte birden fazla enjeksiyon
ile deri yüzeyinde birikir, bu da ürünün çabuk emilmesine izin verir.
Ürünün yüzeysel olarak daha düşük salınımlı olmasını gerektiren yüzeyel cilt
lezyonları gibi durumlarda bu teknikten faydalanılabilir.
b. Yüzeysel İntradermal Enjeksiyon: Pistor, bu uygulamayı “Parkinson Tekniği”
olarak adlandırmış ve bu tekniği bileğin hafif fleksiyon-ekstansiyon hareketleri

olarak tanımlamıştır. Uygulayıcı, ciltte oluşturulan girişimler arasında
iğneyi cilt üzerinde sürüklemeden saniyede 10 girişim oranı ile intradermal
girişimlerde bulunur.

‎4. ENDİKASYONLAR VE UYGULANABİLECEK DURUMLAR‎
Mezoterapi, aşağıdaki ICD-10 kodları ile belirtilmiş endikasyonlar ve uygulama
alanlarında ve bu endikasyon ve uygulama alanları ile ilişkili olabilecek diğer
durumlarda tedaviyi, rehabilitasyonu, iyileşmeyi ve genel olarak bedenselzihinsel-ruhsal sağlığı destekleyici yöntem olarak kullanılabilir. Hastalığı
ortadan kaldıracağı veya tek başına tedavi edeceği gibi beyanlarda bulunulamaz.
‎4.1. Uygulama Ünitesi
Tüm ağrılı kas spazmlarında (bel, boyun, sırt ağrısı vb. özellikle spazmın
eşlik ettiği ağrılarda) (R25.2)▶Migren, gerilim tipi ve diğer baş ağrılarında (G43; G44.2)
▶Keloid, skar, leke, akne vb. cilt hastalıklarında (L73.0; L91.0)
▶Hipertansiyonda (I10) mevcut tedaviyi destekleyici olarak mezoterapi
uygulanabilir.

Tendinopatiler, menisküs, ligament ve fasiyal patolojilerde, eklem ve omurga
patolojilerinde, akut ve kronik yumuşak doku hasarlarında, miyofasiyal ağrı
sendromunda, tuzak nöropatiler, siyatalji ve brakialjide, spor yaralanmalarında
ve kırık sonrası iyileşme döneminde, selülit ve mikrosirkülasyon bozuklarında,
saç zayıflığı ve saç dökülmesinde mevcut tedaviyi destekleyici olarak mezoterapi
uygulanabilir. Dolaşım düzenleyici olarak ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirmede
destekleyici olarak mezoterapi uygulanabilir.

KAYNAK SAĞLIK BAKANLIĞI MEZOTERAPİ UYGULAMA KILAVUZU

2017 yılı Sağlık Bakanlığı Eğitim Bilgileri Aşağıdaki linkteki gibi belirlenmiştir.

https://shgmesdb.saglik.gov.tr/Eklenti/4077/0/mezoterapi-standartlari-1pdf.pdf

MODÜL-7
Mezoterapinin Uygulama Alanları
1. Akut ve Kronik Ağrı Kontrolünde
Her bir uygulama alanında kullanım
Mezoterapinin Yeri endikasyonlarını tanımlar.
a. Yüz Nevraljileri
b. Trigeminus Nevraljileri
c. Arnold Sinir; Nevraljileri
d. Serviko-Brakiyal Nevraljiler

  1. Fibroz (Bağ) Doku Patolojileri
    a. Tendinopatiler. Dupuytren, Bursitler, Miyozitler.
    Hidrolipodistrofiler (Selülit)
  2. Spor Hekimliği ve Mezoterapi
    a. Tendon Yaralanmalan (Tendinopati)
    b. Kas Yaralanmalan (Kas Ezilmeleri, Kas Ağrısı, Kas Gerginliği, Kısmi Yırttklar)
    e. Bağ Yaralanmalan (Bağ Zorlanmaları, Eklem Burkulmaları, Kısmi Yırtıklar)
    d. Kemik Sakatlanmaları (Periostit, Stres Kırıkları)
    e. Kıkırdak Lezyonları

    f. Eklem Çevresi Doku Lezyonları (Bursit, Kapsülit, Sinovyal Kist)
  3. Romatizmal Hastalıklar ve Mezoterapi
    a. Her Bölgedeki Artroz
    b. Artritler
    c. Romatoid Poliartritler
    d. Akut Romatizmalar
  4. Kemik. Kıkırdak ve Kas Doku Patolojileri
    a. Periastit
    b. Kırık İyileşmesi
    c. İç organ kas spazmları
  5. Yağ Dokusu Patolojileri
    a.Obezite
    b, Bölgesel Kilo Fazlalığı
    c. Lipom
    d. Hemopoetik Sistem Patolojileri
  6. Lenfatik Doku Patolojileri
  7. Ürogenital Sistem Patolojileri
    a. İmpotans
    b. Enüresis
    e. Üriner Enfeksiyon
  8. Vasküler Sistem Patolojileri
    a. Vena-Lenfa Yollan Ödemleri, Mikro-Dolaşım Sorunları
    1. Nöroloji ve Mezoterapi
    a, Baş Ağrıları: Gerilim, Vasküler, Yansıyan
    b.Distoni

    2. Vasküler Patolojiler ve Mezoterapi
    a. Alt Ekstremite Dolaşım Yetersizliği
    b. Varis
    e. Ödem, Lenf Ödem
  9. Estetik Tıp ve Mezoterapi;
    a, Cilt Kırışıklığı
    b, Telanjiektazi
    e. Cilt Lekeleri
    d. Sitria

İnternet Sitesinde verilen bilgiler Bilgilendirme amaçlıdır.

PROLOTERAPİ



PROLOTERAPİ NEDİR?
Proloterapi uygulaması, kas-iskelet sisteminin akut ve kronik hastalıklarında
vücudun rejenerasyon sürecinin uyarılmasını amaçlayan bir uygulama
yöntemidir.


 

PROLOTERAPİ HAKKINDA BİLGİLER

ETKİ MEKANİZMASI
Vücudumuzun anatomik düzeni; yapılar, fonksiyonel bağlantılar ve bunlar
arasındaki uyum temelinde ilahi bir mimari ile oluşmuştur. İnsan vücudunda yer
alan 206 adet kemik yapı, hiçbir zaman aralarında bir ahenk ve ilişki olmadan
düzensiz bir şekilde yerleşmemiştir. Ancak; kemiklerin normal vücut postürünü
sağlayacak şekilde birbirleri ile anatomik bağlantı sağlamaları için ligamentlere
ihtiyaç vardır (Resim 1). Bu da ligamentler ve kemiklerin vücudumuzun statik
stabilizatörleri olduğunu göstermektedir.
İnsan vücudunda bulunan 206 kemik yapının, normal vücut postürünü
sağlayacak şekilde bir ahenkle dizilebilmesi, bir yaşam dinamiği ile mümkündür.
Bu dinamiğin metabolik, endokrin ve kimyasal düzeyde korunması, homeostaz
sayesinde sağlanmaktadır. Aynı dinamiğin anatomik ve yapısal olarak
korunması ise organizmanın gerilim bütünlüğü, yani tensgriti ile gerçekleşir.
Tensgritiyi sağlayan ana bağlantılar ve statik stabilizatörler ligamentlerdir.
Tensgritinin bozulması, sadece anatomik ve yapısal düzenin deformasyonuna
yol açmakla kalmaz; aynı zamanda vaskülaritede, nörolojik innervasyonda,
miyofasiyal sistemde ve nörovejetatif sistem aracılığıyla segmental bağlantısı
olan iç organlarda da blokajlara neden olur. Tensgritinin onarılması, bu
bağlantılı tüm yapılarda iyileşmeyi sağlar.

Uygulanabilecek Durumlar

▶ Eklem bağ gevşekliğine bağlı ağrı ve şişlik durumlarında (M25.4; M25.5)
▶ Diz osteoartrozunda (M17)
▶ Kalça osteoartrozu durumlarında (M16)
▶ Rotator manşon yaralanmalarında (S46.0)
▶ Omuz instabilite durumlarında (M25.31)
▶ Epikondilitlerde (M77.0, M77.1)
▶ Topuk dikeni ve metatarsaljide (M77.3; M77.4)
Tam kopmamış bağ yaralanmaları, aşırı kullanıma bağlı yaralanmalar
ve elongasyon durumları, plantar fasiit, tuzak nöropatiler, kısmi tendon

Uygulama Merkezi
▶ Vertebral kolonun hizalanmasını bozan tüm instabilite durumlarında
(fibromiyalji, vertebral kaslarda oluşan tetik noktalar, postür bozuklukları)
(M53.29)
▶ Kronik ve akut bel ağrılarında (M54.5)

Kaynak: https://ekutuphane.saglik.gov.tr/Yayin/698 Sağlık Bakanlığı Proloteapi Uygulama Kılavuzu

FİTOTERAPİ

Fitoterapi Nedir?

Fitoterapi, geleneksel bitkisel tıbbi ürünler ve bitkisel ilaçlarla yapılan bir tıbbi tedavi yöntemidir.

Fitoterapi, geleneksel ve/veya modern yöntemlerle hazırlanan bitkisel tıbbi
ürünlerin (etkin madde olarak bir veya birden fazla bitkisel droğu, bitkisel
preparatı ya da bu bitkisel preparatlardan bir veya birden fazlasının yer
aldığı karışımları ihtiva eden tıbbi ürünler; uçucu ve sabit yağlar, geleneksel
bitkisel tıbbi ürünler, bitkisel ilaçlar vb.) kullanıldığı koruyucu, tamamlayıcı ve
destekleyici bir uygulama yöntemidir. Aromaterapi, aromatik bitkilerin çeşitli
kısımlarından genellikle distilasyon yöntemiyle sekonder metabolitler ve uçucu
yağlar elde edilerek fiziksel ve psikolojik düzeyde vücudun doğal dengesini
korumak ve rejenerasyon sağlamak amacıyla inhalasyon, masaj, kompres ve
banyo uygulamaları kapsamında kullanılmasıdır.
Fitoterapi ve aromaterapi uygulamasında kullanılacak tıbbi ürünler ve bitkisel
ilaçların ruhsatlandırılması ve satışına ilişkin hususlar Türkiye İlaç ve Tıbbi
Cihaz Kurumu tarafından düzenlenir.

İbn-i Sînâ (M.S. 980-1037), Batı aleminde “Avicenna” olarak anılmakta; 18
kitaptan oluşan “eş-Şifâ” isimli ve farklı konuları içeren 5 kitaptan oluşan “el-Kānûn
fi’ṭ-ṭıb” isimli iki önemli eseri bulunmaktadır. Birinci kitapta insan anatomisi
ve fizyolojisi anlatılmış, ikincisinde basit ilaçlardan yani bitkisel, hayvansal,
madensel 785 kadar drogun hazırlanışı ve kullanılışından, üçüncüsünde genel
sağlıktan, dördüncüsünde hastalıkların tedavisinden ve son kitapta ise ilaç
uygulamalarından bahsedilmiştir. Eserinde en çok afyon, banotu, demirhindi,
kâfur, karabiber, kebabiye, ravent, sakız, kenevir, kurtboğan, sarısabır, sığla
yağı ve tarçından bahsedilmiştir. Eczacılık ve kimya alanlarına önemli katkıları
bulunan İbn-i Sina’nın bu eseri özellikle ilaçların yapılışı, kullanılışı, etkisi ve
saklanma koşulu hakkında bilgi veren önemli bir kaynaktır.

Fitoterapi uygulamasında kullanılacak drog, ürün, çay ve yağların hangi
endikasyonlar ve uygulama alanlarında kullanılabileceği kararı farmakope ve
monograflardaki bilimsel bilgiler ışığında fitoterapi uygulama yetkisine sahip
hekimler tarafından verilir.

Bağlantı açıldığında Bakanlığımız kılavuzn sonunda Tablo 1. Tıbbi Bitki Örnekleri’ bazı bilgiler vermiştir.’ni vermiştir.

https://ekutuphane.saglik.gov.tr/Ekutuphane/kitaplar/Ek_Fitoterapi%20Uygulama%20K%C4%B1lavuzu.pdf

KAYNAK: SAĞLIK BAKANLIĞI FİTOTERAPİ UYGULAMA KILAVUZU 2025

Uzm. Dr. Pınar KOÇYİĞİT GENÇER


ΛTM İŞ MERKEZİ

ATM İş Merkezi B Blok Kızılırmak mah., 1450. Sk. No:1 Kat: 3 Kapı : 14, 06510 Çankaya/Ankara

Tel : 05058334340

Tel: 03125036369

Bize ulaşamadığınız dakikalarda Whatts Ap : 05058334340

e-posta : drpinarkocyigit@gmail.com

Site Editörü : 05058334340

MİSAFİR OTOPARKI GİRİŞİ (BAYRAM USTA YANINDAN)


Tel : 05058334340

Tel: 03125036369

Bize ulaşamadığınız dakikalarda Whatts Ap : 05058334340

e-posta : drpinarkocyigit@gmail.com

HACAMAT

Dikkat Edilmesi Gereken Başlıca Hususlar Şöyledir.

Hacamattan Önce

Hacamat aç karnına yapılır; Takribi 3 saat öncesi yeme içme bırakılır.

Asgari 24 saat öncesinden hayvansal gıda alınmaması tavsiye edilir. Biz bazen 3 günlük hayvansal gıda perhiz öneririz. Balda hayvansal gıda olup balın kullanımı ile ilgili olarak özel önerilerimiz ve ikramlarımız yapılmaktadır.

Hekimlerin açıklamalarına göre hayvansal gıdalar protein ihtiva eder, kanı koyulaştırır. Hayvansal perhize dikkat edilerek yapılan hacamat daha faydalıdır.

Hayvansal gıdaları alan kimseler için bir yemek kaşığı zeytinyağı, sirke- zeytinyağı ya da limon – zeytinyağı karışımı içilmesi hayvansal gıdanın etkisini düşüreceği söylenmiştir.

Yine hekimlerin tavsiyesi 24 saat öncesinden Cinsel İlişki yapılmaması yönündedir.

Hacamatdan Sonra

Asgari iki saat kadar bir şey yenilmemesi tavsiye edilmektedir. Hacamatdan sonra iştah biraz açılabilir. Mümkün olduğunca günü hafif gıdalarla geçirmek bitkisel gıdalar yemek hacamatın faydasını artırır.

Aynı zamanda asgari 1-2 gün Cinsel ilişkiden uzak durulması hacamatın faydasını artıracağı söylenmektedir.

En az 12 saat olmak üzere optimum 24 saat sonra duş alınabilir. Lakin duştan hemen sonra yara izlerinin olduğu bölgenin zeytinyağı veya kantoron yağı sürmek iz kalmaması yaraların çabuk iyileşmesi bakımından çok fayda sağlar. Kendi uygulamalarımızda iz kaldığını görmedik, burada uygulama şekli önem arz etmektedir.

Hacamat takvimini takip etmeniz önerilir.

HACAMAT ÖNCESİ ve SONRASI

Hacamat Geleneksel Yöntemlerle esaslarına uygun şekilde ve doğru zamanlarda yapılmalıdır, Günümüzde zamanlamaya çoğunlukla uyulsa da pek çok uygulamanın Geleneksel Yöntemlerden farklı uygulandığı görülmektedir. Sünnet olan günleri sosyal medya hesaplarımızda paylaşmaktayız(https://www.instagram.com/drpinar.kocyigit/). Diğer günlerde de ayın çekim gücü ile ilişkili olarak faydalı günler vardır ve çoğu zaman sünnet olan günler ile çakışmaktadır.

Dikkat edilmesi Gereken Başlıca Hususlar Şöyledir.

Hacamattan Önce

Hacamat aç karnına yapılır; Takribi 3 saat öncesi yeme içme bırakılır.

Asgari 24 saat öncesinden hayvansal gıda alınmaması tavsiye edilir. Biz bazen 3 günlük hayvansal gıda perhiz öneririz. Balda hayvansal gıda olup balın kullanımı ile ilgili olarak özel önerilerimiz ve ikramlarımız yapılmaktadır.

Hekimlerin açıklamalarına göre hayvansal gıdalar protein ihtiva eder, kanı koyulaştırır. Hayvansal perhize dikkat edilerek yapılan hacamat daha faydalıdır.

Hayvansal gıdaları alan kimseler için bir yemek kaşığı zeytinyağı, sirke- zeytinyağı ya da limon – zeytinyağı karışımı içilmesi hayvansal gıdanın etkisini düşüreceği söylenmiştir.

Yine hekimlerin tavsiyesi 24 saat öncesinden Cinsel İlişki yapılmaması yönündedir.

Hacamatdan Sonra

Asgari iki saat kadar bir şey yenilmemesi tavsiye edilmektedir. Hacamatdan sonra iştah biraz açılabilir. Mümkün olduğunca günü hafif gıdalarla geçirmek bitkisel gıdalar yemek hacamatın faydasını artırır.

Aynı zamanda asgari 1-2 gün Cinsel ilişkiden uzak durulması hacamatın faydasını artıracağı söylenmektedir.

En az 12 saat olmak üzere optimum 24 saat sonra duş alınabilir. Lakin duştan hemen sonra yara izlerinin olduğu bölgenin zeytinyağı veya kantoron yağı sürmek iz kalmaması yaraların çabuk iyileşmesi bakımından çok fayda sağlar. Kendi uygulamalarımızda iz kaldığını görmedik, burada uygulama şekli önem arz etmektedir.

Hacamat dan sonra sirkeli su veya bal şerbeti içmenin çok faydalı olacağı söylenmiştir. Şeker hastaları doktorlarının öneresi doğrultusunda hareket ederler.